Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 23-01-2014

1960 Darbesinden Sonra Türkiye Konusu

1960 Darbesinden  Sonra Türkiye Konusu


On yıllık dönemde yapılan üç ayrı seçimde çoğunluğu elde ederek hükûmetler kuran Demokrat Partinin bu başarısının getirdiği kendine aşırı güven ve muhalefeti yok sayma anlayışı siyaseti ve toplumu adım adım toplumsal kamplaşma ve çatışmaya doğru götürmüştür.

İsmet İnönünün 1930 Serbest Fırka deneyiminin sonunda dile getirdiği gibi “karşı tarafa toleranssız iktidar ve sorumsuz muhalefet anlayışı” elde edilen büyük kazanımların sistemleşmesine ve kalıcı hâle gelmesine katkısını sınırlamıştır.


Bununla birlikte art arda üç seçimde milletten hükûmet kurma yetkisini alan bir partinin ordunun müdahalesiyle iktidar koltuğundan indirilmesi, yöneticilerinin de sanık sandalyesine oturtulması demokratikleşmenin kavramsal ve pratik olarak iç selleştirilemediğinin inkâr götürmez kanıtı olarak yakın dönem tarihimizdeki yerini almıştır.


İktidar muhalefet ilişkilerinin gösterdiği eleştiriye ve birbirine tahammülsüzlük manzarası yeni dönemin söyleminde de suçlanacaktır. Milli Birlik Komitesinin başına getirilen Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel müdahalenin amacını “Türkiyede demokrasinin yeniden ortaya çıkarılması” olarak açıklayacaktır. Komite, yol haritasında ilk adımları yeni bir seçim kanunu hazırlamak, bütün partilerin iştirak edeceği bir genel seçim yaparak süreci normalleştirmek olarak ilan etmiştir.


Gerçekten de ilk olarak kapatılan üniversiteler açıldı, basın yasağı kaldırıldı ve bir anayasa komisyonu oluşturuldu. Hareketin herhangi bir parti ya da grubun lehine yapılmadığı, dış politikada ise mevcut anlaşmalara sadık olunduğu beyanıyla devlette devamlılık vurgusu yapıldı. Demokrat Parti yöneticileri ise halkı iç savaşa sürüklemek, anayasayı ihlal etmek gibi ağır suçlamalarla “vatana ihanet” ithamıyla mahkemeye verildi.


Ancak gücü eline alan Komitenin de farklı düşüncelere tolerans göstermediği ortaya çıktı. Komitenin 147 öğretim üyesini yetersiz ve reform düşmanı oldukları suçlamasıyla üniversitelerden atma kararı kamuoyu ve bilhassa üniversiteleri ayağa kaldırdı. Hocalar ancak 1963te okullarına dönebildiler. Kendi içinde idarenin sivillere devredilmesi sürecinin yürütülmesi konusunda fikir ayrılıkları yaşayan MBK bir kısım üyelerini emekli ederek sürgüne gönderdi.

 

Ülkede vergi adaletini sağlamak, toprak reformunu desteklemek gibi temel politik tercihler ortaya konurken yeni anayasa oluşturma çabalarına da hız verildi. MBK üyeleri, Meclisteki muhalefet partilerinin temsilcileri, barolar, basın organları, ticaret odaları, sendikalar, üniversitelerden gelen temsilcilerden oluşturulan Kurucu Meclis 6 Ocakta faaliyete geçerek ilk iş olarak 12 Ocak 1961de siyasi parti faaliyetlerine izin verdi. Adalet Partisi, Yeni Türkiye Partisi gibi Demokrat Parti mirasçısı olduğunu iddia eden partilerin yan sıra Türkiye İşçi Partisi de bu süreçte kuruldu. Böylece yeni isimlerin siyaset sahnesine çıkmalarının yolu açıldı. Ancak önceki siyasi partilerin mirasını takip eden oluşumlara engel olunamadı.

Seçimlerin nispi temsil usulüyle yapılması ve Anayasa Mahkemesinin kuruluşu kabul edildi. 9 Tem muzda yapılan anayasa referandumuna seçmenler %83 oranında katıldı. Anayasa %60,4 evet oyu ile kabul edilirken %39.6lık hayır oyu ciddi bir hoşnutsuzluğa da işaret ediyordu. 12 Temmuzda ise Türkiyenin AETye girme önerisi reddedildi.


Genel seçimler için hazırlık yapan partilerin üzerinde uzlaştıkları konular bir bakıma on yıllık tartışmaların satır başları niteliğindeydi: Atatürk reformlarının korunması, dinin siyasete alet edilmemesi, bölücü propaganda yapılmaması, aşırı sağ, sol ve ırkçılığa, totalitarizme ve ayrımcılığa karşı gelinmesi gibi. Tabii Milli Birlik Komitesinin kararlarının eleştirisi de yapılmayacaktı!


Yassı Adada yapılan yargılamalar sonucunda Mahkeme; 15 ölüm, 32 müebbet hapis, ve çok sayıda 415 yıl arası hapis cezasına hükmetmişti. Celal Bayarın ölüm cezası yaş durumundan dolayı hapse çevrilmiştir.

DP Hükûmetinin başbakanı, maliye bakanı ve dışişleri bakanı haklarında verilen idam kararları 1617 Eylülde infaz edildi. Böylece Türk siyasi tarihine seçimle gelen bir yönetimin askerî müdahale ile mahkemede sonlandırılması gibi demokrasi kavramıyla hiçbir şekilde uzlaşmaz not düşüldü. Diğer yandan ise Türk siyasi hayatında günümüze kadar sürecek bir Demokrat Parti mirası tartışması da başlatılmış oldu.



 

vatan caddesi

 

Genel seçim sonuçları hiçbir partiye tek başına iktidar imkânı vermeyince ilk koalisyon hükûmeti CHP AP tarafından 20 Kasım 1961de kuruldu. Taraflar; planlı kalkınma, özel teşebbüsün desteklenmesi, enflasyon ve işsizlikle mücadele toprak reformunun uygulanması, yabancı sermayenin desteklenmesi ve yapılmış olan uluslararası anlaşmalara sadık kalınması gibi daha sonra klişe olarak her koalisyon hükûmetinin programında görülecek esaslar üzerinde anlaşmışlardır.


MBK siyaset sahasını tasarlamaya çalışırken subaylar arasında huzursuzluklar ortaya çıktı. Ankara Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir, kendine bağlı küçük rütbeli subaylar ile idareye el koyma girişiminde bulundu. Ancak ordunun diğer kesimleri hükûmetin yanında yer aldığı için başarılı olamadı. Talat Aydemir, 20 Mayıstaki ikinci ihtilal girişiminde yakalanarak yargılandı ve idam edildi


Hükûmet üniversiteden atılan hocaların geri dönmesini sağladı. Meclisteki bütün partilerin iş birliğiyle “komünizm ile mücadele komisyonu” kuruldu. Özel sektör hükûmete destek mesajları yayımlarken İnönü de ekonomik açılımlar müjdesi vermekteydi. Bu sırada DP Hükûmetince 16 Aralık 1953te el konulan 
malları CHPye geri verildi. AP nin Hükûmetten ayrılmasından sonra İnönü başkanlığında kurulan koalisyon ve azınlık hükûmetleri ülkenin meselelerini yönetmeye çalışıyordu.
1964 yılında Kıbrıs meselesi uluslararası gündemin ilk sırasına çıkarken Türkiye, ABD ile müdahaleye izin gerginliği yaşadı.


Müttefikleri tarafından yalnız bırakılan Türkiye için neredeyse tek bir merkeze bağlamış olduğu uluslararası ilişkilerini yeniden düzenleme ihtiyacını derinden hissetti. Bu gelişme üzerine büyük ümitler ile gerçekleştirilmiş olan NATO üyeliği de tartışmaya açılacaktır.


Kasım 1964 itibarıyla Adalet Partisi başkanlığına seçilen Süleyman Demirel, bütçe görüşmelerinde hükûmetin istifasını sağlayarak hızlı başladığı siyasi kariyerinde bundan sonra belirleyici aktörlerden biri hâline gelecekti. Türkiye İşçi Partisinin toplum kesimleri arasındaki gelir adaletsizliği zeminindeki eleştirilerini sınıf kavgası yaratmaya çalışmak olarak değerlendirip şiddetle karşı çıkan Demirel, komünizm propagandası yapıldığını iddia ediyordu.


15 Eylül 1965 seçimlerinden sonraki dönemde parlamentoda çoğunluğu sağlayan AP Hükûmeti de ülkedeki gidişi değiştirememiştir. Komünizm, basın suçlarının affı, yabancı sermayenin desteklenmesi, Batının içinde olup hiçbir devletin uydusu olmama tartışmaları hızla sürüyordu. Ordu mensuplarının mali durumlarının iyileştirilmesine karşın üniversite öğrencilerinin başlattığı Amerikan karşıtlığı, sağ sol tartışmaları hızla silahlı çatışmalara kadar gidecektir.


Mecliste iktidarmuhalefet partisi milletvekilleri birbirlerine tacizde bulunurken üniversitelerde de öğrenciler süratle politikayla iç içe bir hâle geliyorlardı. Daha çok burs, üniversite hastanelerinin yaygınlaştırılması, okul yönetiminde temsil edilme gibi istekler ile başlayan öğrenci eylemleri okul şartları ve mezuniyet sonrası iş bulma imkânlarının kısıtlılığından ülkenin yönetimine, rejime yönelmeye, güvenlik güçleri ile çatışmaya kadar gidiyordu.

Haziran 1968de Meclis önünde toplum polisinin müdahale ettiği eylemde bir öğrenci hayatını kaybetmiştir. Genelde sol görüşlü öğrencilerin yaptığı eylemler Amerikan karşıtlığını öne çıkaran araba yakmak, bomba atmak seviyelerinde idi.

Sol gruplara karşı Milli Türk Talebe Birliğinin toplumun çeşitli kesimlerinin de desteğini alan eylemleri ortamı olabildiğince gergin hâle getiriyordu. Hükûmetin kanun yoluyla engelleme çabalarına mukabil ölümlü olaylar arttığı gibi çeşitli yerlerde vatandaş desteği görülmeye başlandı.


CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevitin tarımsal kalkınma için ortaya attığı “ toprak işleyenin su kullananın” ilkesi yeni tartışmalar açtı. Meclisteki milletvekili kavgalarına paralel olarak üniversite gençliği olaylarında silah kullanımı ve can kaybı artıyordu.

 Enflasyonun hızla artışı geniş toplum kitleleri arasındaki hoşnutsuzluğu arttırırken ülkenin her yanında insanlar siyasi, sosyal ve ekonomik bakımlardan gelecekten ümitsiz bir hâle geliyordu. İşçi grevlerinin arttırdığı toplumun tedirginliği orduya da yansıdı.

 Bütün bu tartışmalar arasında İstanbulun iki yakasını birleştirecek olan Boğaziçi Köprüsünün temeli 20 Şubat 1970 tarihinde atılmıştı.Basında çatışmaların durdurulamaması hâlinde ordunun müdahale edebileceği uyarıları çıkmaya başladı. Öğrenci örgütlenmeleri silahlı eylem yapmak, adam kaçırmak noktasına geldiğinde 12 Mart 1971 tarihli Askerî Muhtıra verildi. Başbakan Demirel istifa etti.

 

ismet inönü

 

 

 

Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi 2 Eğitim Seti İçin Tıklayınız...