Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 31-12-2013

Adil Yargılanma Hakkı Konusu

Adil Yargılanma Hakkı (Madde 6)


Adil yargılanma hakkı, hukukun üstünlüğüne bağlı demokratik toplumun temel değerlerini yansıtan bir haklar ve ilkeler bütünüdür. Bu madde, hem bir dizi hakkı içermesi ve hem de çok fazla davada ileri sürülmesi ve uygulanması nedeniyle, Sözleşme’nin en önemli maddelerinden biridir.


Belirli bir olayda Sözleşme’nin 6. maddesindeki haklardan yararlanabilmek için, bu maddenin o olayda uygulanabilir olması gerekir. Sözleşme’nin 6. maddesi ancak, konusu ‘kişisel hak veya yükümlülükler’le ilgili bir uyuşmazlık söz konusu olduğunda ya da kişi ‘bir suç isnadı’ ile karşı karşıya kaldığı durumda uygulanabilir. Mahkeme’ye göre bu kavramlar Sözleşme’nin özerk kavramlarındandır.
 

 Sözleşme’nin 6. maddesi her uyuşmazlık veya davaya uygulanmaz.
Örneğin ceza hukuku davalarında bu haktan sadece “sanık” yararlanır; mağdurun veya şikâyetçinin bu haktan yararlanması ilke olarak mümkün değildir.


Bağımsız ve Tarafsız Yargı Yerinde Yargılanma Hakkı
Sözleşme’nin 6 (1). fıkrasında yer alan ikinci hak, ‘hukuken kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir yargı yeri tarafından yargılanma hakkı’dır.
Bir yargı yerinin ‘bağımsız’ olup olmadığını belirlemek için, diğer sebeplerin yanında, bu yargı yeri üyelerinin nasıl atandığına ve çalışma sürelerine, dışarıdan gelecek baskılara karşı güvencelerinin olup olmadığına ve bu organın bağımsız bir görünüm verip vermediğine bakılır.
Ceza yargılamasında mahkemenin dışarıya tarafsız olduğu görünümü vermesi konusunun altını Mahkeme birçok kararında çizmiştir. Tarafsızlık, bir konuda önyargı sahibi olmamak ya da taraf olmamak anlaşılsa da, 6. madde bakımından iki açıdan değerlendirilir. İlk olarak, bir yargıç öznel olarak iç dünyasında dava ile ilgili kişisel önyargılardan arınmış olmalıdır. İkinci olarak, bir yargı yeri nesnel olarak da tarafsız olmalıdır. Nesnel tarafsızlık, mahkemelere meşru sayılabilecek her türlü şüpheden kendini uzak tutacak yeterli güvenceler sunulmasıdır. Bağımsızlık ve nesnel tarafsızlık kavramları birbirleriyle çok yakından ilgili olup, Mahkeme bunları birlikte inceler. Buna karşılık her yargıcın, aksi kanıtlanana kadar, bir davada öznel anlamda tarafsız davranacağı var sayılır. Fakat bu değerlendirmede sadece öznel bir değerlendirme yapmakla yetinilmez; verilen görüntü de önemlidir.


Makul Sürede Yargılanma Hakkı
Her dava makul bir süre içinde bitirilmelidir. Gecikmiş yargılama adalet ilkesinin zarar görmesine yol açar. Yargılama süresinin makul olup olmadığı konusu dört ölçüte bakılarak değerlendirilir.
a. İlk olarak, davada ortaya çıkan maddi ve hukuki sorunların karmaşıklığına bakılır.
b. İkinci olarak ise, başvurucuların tutumları değerlendirilir.
c. Ancak makul süreyi değerlendirirken Mahkeme’nin en çok önem verdiği konu yetkili makamların tutumudur.
d. Dördüncü değerlendirme ölçütü ise, başvurucu bakımından dava konusunun önemidir. Yargılanan kişi eğer tutuklu ise, yargılamanın süresi konusu sanık için daha büyük bir önem kazanır. Ayrıca küçüklerle, çalışanlarla, bedensel zararlarla ilgili davalarda makul süreyi sağlamak için yargı organları daha özenli olmalıdır.


Adil Yargılanma Hakkının Unsurları
Adil yargılanma hakkı, adil bir karara ulaşma hakkı anlamına gelmez. Çok yaygın bir şekilde başvurucular tarafından yanlış anlaşıldığı için akılda tutulması gereken şey, Sözleşme’nin 6 (1). fıkrasının gerektirdiği adil yargılamanın bir “usul” sorunu olduğudur, yoksa kısmen hukuki kısmen de ahlaki bir kavram olan ve sadece dava yargıcı tarafından uygulanabilen “hakkaniyet” değildir. Usul yönünden adil yargılama, uygulamada tarafların mahkeme önünde eşit muamele gördüğü ve görüşlerinin dinlendiği çelişmeli yargılama olarak gerçekleşmektedir.


Bu nedenle, Mahkeme ceza yargılaması ile ilgili bir başvuruda Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varabilir. Ancak bu sonuç, iç hukukta mahkûm olan başvurucunun suçlu olmadığı ya da suçlu olduğu anlamına gelmez. Bu sadece, o başvurucunun iç hukukta 6. maddede tanınan haklarından bir veya birden fazla hakkının ihlal edildiği anlamına gelir.
Adil yargılanma hakkı, Mahkeme’ye ulusal mahkeme önünce yapılan yargılama sonucunda alınan kararları bir temyiz mercii gibi inceleme yetkisini kesinlikle vermez. Mahkeme, ulusal mahkemeler karşısında bir temyiz mercii gibi hareket etmemekte ve bu davalarla ilgili yeniden bir yargılama da yapmamaktadır. Bu çerçevede Mahkeme’nin ulusal mahkeme kararlarını iptal etme, değiştirme veya düzelterek onama konusunda herhangi bir yetkisi yoktur.
Adil yargılanma hakkının iki temel öğesi, kanıtların kabulü ve değerlendirilmesi konusunda Mahkeme’nin belirlediği ilkeler ve silahların eşitliği ilkesi ile bu ilkeyi tamamlayan çekişmeli yargılama ilkesidir.


Adil yargılanma hakkının içinde yer alan usul güvencelerinden en önemlisi, silahlarda eşitlik ilkesidir. Mahkeme silahlarda eşitlik ilkesini şöyle tanımlar: Geniş anlamda adil yargılanma hakkının bir öğesi olan silahlarda eşitlik ilkesi, taraflardan her birine, diğer taraf karşısında açıkça zayıf bir duruma düşürülmediği koşullar altında, davasını savunabilmesi için makul bir fırsat verilmesi anlamına gelir. Adil yargılanma hakkının içinde yer alan haklardan diğeri ve silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı diğer bir hak ise, çekişmeli yargılanma hakkıdır. Çekişmeli yargılama ilkesinin anlamı, bir hukuk ya da ceza davasında, tüm taraflara mahkemenin kararını etkilemek amacıyla, ulusal yargının bağımsız bir mensubu tarafından bile olsa, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler ilgili bilgiye sahip olması ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme hakkının tanınmasıdır.


Ceza Hukuku Alanında Masum Sayılma Hakkı
Sözleşme’nin 6 (2). Fıkrasına göre, “bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır”. Bu madde masumiyet karinesini güvence altına almaktadır. Mahkeme kararlarına göre, eğer, sanığın suçlu olduğu hukuken henüz ispatlanmamışsa ve savunma hakkını kullanmadan bir yargısal karar kişinin suçlu olduğuna ilişkin bir görüş yansıtıyorsa, masumiyet karinesi ihlal edilmiş olacaktır. Bu hakkın, Mahkeme tarafından, hakkında bir suç isnadı bulunan bir kimsenin, bir mahkeme kararında olduğu gibi, kamu makamlarının beyanlarında veya basında, suçlu olduğunu ima veya ilan eden beyanlarına da uygulanmaktadır.


Asgari Sanık Hakları
Sözleşme’nin 6. maddesinin 3. fıkrası asgari sanık haklarını düzenlemektedir. Bu fıkranın altındaki beş bentte gösterilen hakların, 6 (1). fıkrasındaki adil muhakeme hakkının özel yönlerini oluştururlar ve sadece ceza davalarında, gerekirse 6 (1). fıkrası ile birlikte uygulanır.
a. Sanığı, kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar etmek gereklidir.
b. Savunma için sanığa yeterli zaman ve kolaylık tanınmış olmalıdır.
c. Sanığa kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek hakkı tanınmış olmalıdır.
d. Sanığa iddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek hakkı tanınmış olmalıdır.
e. Sanığa mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak hakkı tanınmış olmalıdır.
 

 

 

İnsan Hakları Kamu Özgürlükleri Eğitim Setleri İçin Tıklayınız...