Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 13-01-2014

Belgelerde Sahtecilik - Belge Kavramı Konusu

Belgelerde Sahtecilik - Belge Kavramı Konusu


Belgelerde sahtecilik suçlarının gereği gibi incelenebilmesi için, her şeyden önce belge kavramını açıklığa kavuşturmak gerekmektedir.


Ceza hukuku yönünden belgeyi, olayları nakleden veya irade beyanlarını içeren ve bir kimse tarafından oluşturulan her türlü yazılı belge olarak tanımlamak mümkündür.


Bu tanımdan hareketle belgeden söz edilebilmesi için, üç temel unsurun gerekli olduğu söylenebilir.
 

A. Her şeyden önce yazılı bir biçim gerekir.
Soyut olarak, yazılı olma şartını içermeyen belgelerin varlığından şüphe edilemez, Ancak Ceza Kanununun belgelerde sahteciliğe ilişkin hükümleri yönünden yazılı belge şarttır, Bir düşünceyi ifade etmesi şartıyla belge herhangi bir yazı ile yazılmış olabilir, Ancak okunması, anlaşılması mümkün olmayan yazılı belgeler bu anlamda belge sayılamaz, Kullanılan dilin önemi olmadığı gibi, yazının olması da önemli değildir, Yeter ki, belli bir süre devam edebilecek nitelikte olsun.


B. Belgenin faili yani düzenleyeni bilinebilir olmalıdır.
Gerçekten belgelerde sahtecilik suçlarını öngören hükümler yönünden belgeden söz edilebilmesi için yazılı belgeden failinin, yani belgeyi düzenleyen kişinin veya kurumun anlaşılması gerekir, Bu itibarla anonim bir yazı bu anlamda belge değildir, Belgenin faili veya düzenleyeni, her zaman, onu maddî biçimde yazan kimse (örneğin daktilo yazan sekreter) değildir, Bu, adına belge düzenlenen kimsedir,
Belgeyi düzenleyenin kim olduğu çok defa altına atılan imzadan anlaşılır; imzanın okunabilir olması gerekmediği gibi, ayrıca ad ve soyadın yazılması da gerekmez.
Bir kısım belgeler vardır ki imzalanmaz, Örneğin kayıtlar veya ticaret defterleri, Bu tür belgeler yönünden düzenleyen başka unsurlardan anlaşılır.
Yazılı belgede imza, kural olarak, belgenin düzenlendiği tarih ve yerle tamamlanır, yani bunlar da gösterilir, Bu husus belgenin aslî unsuru değildir, Ancak belgenin geçerli olması için veya hukukî sonuçlar doğurması için kanun bunların gösterilmesini istemiş ise tamamlayıcı unsur halini alırlar ve bunlardaki tahrifat da sahtecilik sayılır.


C. Belge bir içeriğe sahip olmalıdır.
Belgenin içeriği, ya bir olayın naklinden veya bir irade beyanından ibaret olabilir, Buna göre belgeler nakledici ve beyan edici belge olmak üzere ikiye ayrılır.
Sahteciliği cezalandırılabilmesi için daima hukuken önem taşıması, yani hukukî sonuçlar doğurması gerekir, Bu itibarla belgenin içeriği, tahrif edilmesi halinde cezalandırılabilen bir sahteciliğin esasını oluşturan zararın ortaya çıkmasına neden olmayacak bir içerik ise, fiil cezaî sorumluluk doğurmayacaktır, Örneğin sadece belirli bir tarihî tezi desteklemek amacıyla tarihi bir vesikanın tahrif edilmesi hukukî sonuçtan yoksundur ve sahtecilik suçundan söz edilemez.
Belgenin içeriği ile ilgili olarak tartışılan bir konu da, batıl olan yazılı bir belgenin sahtecilik suçu anlamında belge sayılıp sayılamayacağıdır, Hâkim görüş, bu konuda, mutlak anlamda batıl olan veya yok sayılan belge ile batıl olduğu ileri sürülebilen belge arasında bir ayırım yapmak gerektiğini savunur, Birinciler, belgede sahtecilik suçları yönünden belge sayılmazlar; çünkü bunlar hukuki sonuç doğurmazlar, Buna karşılık ikinciler belge niteliğindedirler.

Bir başka anlayış belgenin geçerli olup olmamasının onun varlığı ile ilgisi bulunmadığını savunur, Gerçekten üzerinde sahtecilik yapılan ve mutlak anlamda batıl olan belge de yeniden sahteciliklere konu olabilir, Örneğin keşidecinin sahte imzasını taşıyan bir poliçenin sahte olarak ciro edilmesi durumunda olduğu gibi, Bununla beraber, belgenin batıl olmasının, ceza hukuku yönünden hiç bir önem taşımadığı söylenemez, Bu husus cezalandırılabilen bir sahteciliğin varlığı için önemli olan zarar imkânı yönünden nazara alınabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra belirtmek gerekir ki, belgenin esas işlevi, hukukî faaliyetlerde kanıtlamaya hizmet etmektir, Ancak bunun mutlaka içeriğini kanıtlamak için kaleme alınmış olması şart değildir, Sadece bu amaçla kullanılabilir olması yeterlidir, Bu itibarla bir aşk mektubu dahi belgedir ve bu bir zina davasında kanıt olarak kabul edilebilir, Bu özelliği itibariyle belgeleri maksatlı belgeler ve rastlantısal belgeler olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür, Birinciler belli bir olayı kanıtlamak amacıyla hazırlanan belgelerdir, Örneğin duruşma tutanakları, diplomalar gibi, İkinciler başka amaçlarla kaleme alınan, fakat daha sonra ortaya çıkan nedenlerden ötürü kanıtlayıcı bir değer kazanan belgelerdir, Örneğin mektuplar gibi.

 

Ceza Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...