Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 23-01-2014

Çok Partili Hayata Geçişte Bir Dönüm Noktası Konusu

Çok Partili Hayata Geçişte Bir Dönüm Noktası Konusu

 12 Temmuz Beyannamesi


Demokrat Partiyi takiben sosyalist, liberal, İslamcı eğilimler taşıyan çok sayıda parti kurulmasına karşın Milli Kalkınma Partisi, Millet Partisi ve Hürriyet Partisi seçimlerde öne çıkabildiler. Böylece başlayan çok partili siyasi hayat, önceki deneyimlerin aksine kalıcı oldu. Parti yöneticilerinin ve siyasetçilerin önemli bir kısmının zihniyet olarak hazır olmadığı söylem ve eylemleriyle ortada olmasına karşın bizzat Cumhurbaşkanı İnönü tarafından 12 Temmuz 1947 Beyannamesi’yle çok partili siyasi hayat “devlet meselesi” olarak kabul ve edildi. 


İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı sıfatı ile yayımladığı beyanname Atatürk dönemindeki başarısız iki denemeden 15 yıl sonra girişilen çok partili demokratik hayat denemesinin başarıya ulaşmasında önemli bir yere sahiptir. Beyannamede ortaya konan fikirler Türk siyasi hayatı ve demokrasi düşüncesinin gelişimi açısından yüzyılın başından itibaren yaşanan problemlere ve çözüm önerilerine işaret etmektedir.


12 Temmuza kadar geçen bir buçuk yıllık süre içerisinde muhalefet partisinin faaliyetine devam etme yolunda aktif bir halk desteğinden mahrum oluşu, dolayısıyla iktidarın müsamaha ve izni ile devam etmek zorunda kalışı işlerin normal seyrinde gitmesinin önündeki en önemli engel olarak görülmelidir. Demokrat Partinin Başkanı Bayar ilk günlerdeki propagandalarının yarattığı sıkıntılar karşısında partinin durumunu: “İki jandarma eri gönderebilirler ve partiyi kapatabilirlerdi ve memlekette hiçbir şey olmazdı” sözleriyle tanımlamaktadır. Zira henüz halk desteği yoktu.


Demokrat Partinin kuruluşu sırasında yapılan görüşmeler gerek halk arasında gerekse bir kısım partililer arasında “danışıklı dövüş=muvazaa” söylentilerinin yayılmasına yol açmış, bu yoldaki suçlamalar partinin ikiye ayrılmasına yol açacak kadar etkili olmuşlardı. Parti yöneticilerini suçlayanlar daha sonra ayrılarak Millet Partisini kuracaklardır. Demokrat Partinin yöneticileri halk arasında yayılan bu suçlamanın asılsız olduğunu gösterebilmek amacıyla normalden daha sıkı bir muhalefet yapmaya çalışmışlardır.

Diğer taraftan iktidar partisi yöneticileri Demokrat Partinin kuruluşunu tamamen kendi lütufları olarak görüyorlardı. Bunların ılımlı bir muhalefet bekledikleri Demokrat Partinin eleştirilerine katlanamayarak eleştirileri anarşi yaratmakla suçlamaya başlamaları ve tavırlarını sertleştirmeleri netice almayı daha da güçleştirmekteydi.


Hükûmet ve muhalefet eleştirilerinin sertleşmesi üzerine feshedilen 1930 Serbest Fırka deneyiminde hükûmet başkanı sıfatıyla bulunan cumhurbaşkanı, tecrübesini bu olayda son derece verimli bir şekilde kullanarak aynı hataların yapılarak sürecin kesintiye uğratılmasına izin vermemiştir. Demokratik sürecin devam şartının kendini tamamen haklı, karşısındakini tamamen haksız görmemekten geçtiğinin altını çizmişti: “karşılıklı şikayetler içinde mübalağa payı ne olursa olsun hakikat payı da vardır” sözleriyle her iki tarafı da sorumlu tutan İnönü, her iki tarafa karşı eşit mesafede durduğunu göstermektedir.

 Kanun sınırları içinde çalışan muhalefet partisinin iktidar partisinin şartları içinde çalışmasını temin etmek lazımdır” derken ne muhalefetin iddialarını tamamen kabul etmiş ne de hükümetin karşı iddialarını tamamen reddetmiştir.


İnönü, “İdare mekanizması, yani valilerimiz ve maiyetleri bir seneden beri çok ağır bir tecrübe geçirmişlerdir” derken uzun zamandır tek bir partinin uygulamalarına göre çalışmış, devlet ile özdeşleşmiş bir partinin ferdi olarak davranmış bürokratların içine düştükleri sıkıntıya işaret etmekteydi. Bu noktada halkın nezdinde devleti temsil eden bürokrasi kadrosunun da yeni sürece alışmalarının zaman alacağına dikkat çekiyordu.

 Devletin bürokratlarına: Huzur ve asayişi sağlarken muhalif meşru müesseselere karşı da tarafsız eşit muamelenin bir mecburiyet olduğunu hatırlatan devlet başkanı, bunu güvenli siyasi hayatın temel şartı olduğunu vurgulamaktaydı.

Bununla birlikte farklı amaçlar taşıyarak partiye girenlerin suiistimallerini etkisiz bırakmanın partilerin sorumlulukları olduğunu dile getirmekteydi. Bundan önceki iki denemede de yeni parti kurucularının ülke çapında teşkilat kadrolarını oluştururken yeterli hassasiyeti göstermemelerinin kurulmaya çalışılan çok partili siyasi ortamı başarısızlığa iten en önemli sebeplerden biri olduğunu bilen İnönü, yöneticilerin sorumluluğunu hatırlatmaktaydı. 


Diğer taraftan bürokrasinin devlet idaresindeki etkin konumunu hiçbir zaman göz ardı etmeyen İnönü, iktidara kim geçerse geçsin, “bürokrasinin hak ve itibar yönünden adil bir muameleye maruz kalacağını temin etmek zorunda” olduğunun altını çizmekteydi.


İnönü’nün en üst düzeydeki devlet meselelerinin gelişimi ve en tepedeki makam olarak kendi yaptıkları hakkında vatandaşlarına bilgi vermesi önemlidir. İşlerin sadece Meclis bünyesinde cereyan ettiği bir gelenekten sonra bu tavır farklı bir sürecin yaşandığını gösteren bir simge olarak değerlendirilebilir.


Cumhurbaşkanı iki parti arasında karşılıklı emniyetin oluşmasını hedeflemekte, bunu aynı zamanda ülkenin de emniyeti meselesi olarak göstermektedir. Söz konusu emniyet hem iç hem de dış politik duruma işaret etmektedir.

Zira daha önceki parti denemelerinde halkın hemen her bakımdan iki parçaya ayrıldığı, kahvehaneleri ve hatta camilerini ayırdığı, particiliğin ayrımcılık manasına alındığı bir ortam yaşanmıştı ki denemelerin başarısızlığının altında yatan en önemli sebeplerin başında gelmekteydi. Diğer taraftan çok partili siyasi hayatın başlamasında etkili olan dış politik gelişmeler de ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eder boyutta idi. Nitekim hükûmetin Amerika Birleşik Devletleri ile uzun zamandır müzakere et yardım anlaşması beyannamenin yayımlanmasından hemen sonra imzalanmıştır.


İnönü arzuladığı ortamı şöyle tarif etmekteydi; “Muhalefet teminat içinde yaşayacak ve iktidarın kendisini ezmek niyetinde olmadığından emin (müsterih) olacaktır; İktidar, muhalefetin kanun haklarından başka bir şey düşünmediğinden müsterih olacaktır. Büyük vatandaş kitlesi ise iktidar bu partinin veya öteki partinin elinde bulunması ihtimalini vicdan rahatlığı ile düşünebilecektir”.


Demokrasinin kavram olarak temelini oluşturan bu üç esasın hayata geçirilebilmesi pek de kolay bir iş değildir. Türkiye örneğinde zorluğun çoğunlukla alışkanlıkların kuvvetinden kaynaklandığını bilen İnönü, “iktidar ve muhalefetteki liderlerin samimi yardımları ile bu güçlükleri yeneceğini” ifade etmekteydi. Cumhurbaşkanına göre çok partili hayatı başarmak kişisel bir mesele olmaktan çıkıp bir devlet ve millet meselesi hâline gelmişti.

 Bunun için siyasi hayatının bütün birikimini ortaya koymakta, geçmişte yaşanan başarısızlıkların temelinde yatan sebepleri de tespit ederek aynı hataların bir daha tekrarlanmaması için devreye girmektedir.

 

hükümet

 

12 Temmuz Beyannamesi’nin yayımlanmasından kısa bir süre sonra (yaklaşık iki ay) muhalefete karşı sert tavırlar takınan Recep Peker’in istifa etmesi ve yerine daha ılımlı bir siyasetçi olan Hasan Saka, hükûmeti kurmaya memur edilmiştir. Bu arada yeni Başbakanın belirlenmesi sürecinde muhalefet partisi başkanın da fikri sorularak partiler arası ilişkilerde yeni bir sayfa açılması hedeflenmişti.


17 Kasım 4 Aralık tarihleri arasında faaliyet gösteren Yedinci Büyük Kurultayda da parti tüzüğünde demokratikleşme yolunda önemli değişiklikler yapılmıştır. Halka dönük uygulamalar açısından laiklik ve inkılapçılık ilkesi çerçevesinde radikal uygulamalardan vazgeçme kararı alınması önemlidir. İnönü, çalışmalarının gerekçelerini kongre delegelerine de anlatmıştır.

 Siyasi hayatta temel ilkenin devlet idaresinde kuvvetli bir hükûmet olması, karşısında açık bir muhalefetin de bulunması gerektiğini belirten İnönü, bu noktada muhalefet partisinin olmamasını bir eksiklik olarak görmüş, iktidar makamlarının kalıcı olmadığını hatırlatmıştır.


Kendisinin devreye girmesini “zaruret” olarak niteleyen İnönü, vatandaşın onun partilere karşı eşit konumda olmasını bir emniyet unsuru kabul ettiğini, tarafsız kalacağı için de cumhurbaşkanı kaldığı sürece partideki bütün yetkileri kullanacak bir genel başkan vekilinin seçilmesi gerektiğini delegelere hatırlatmıştır.

 Bütün iyi niyetine ve çevresindeki insanlar üzerindeki büyük karizmasına rağmen çeşitli sebeplerin engellemesiyle Atatürk’ün başarıyla sonuçlandıramadığı çok partili hayatın iktidarı halkın oyu ile değiştirecek seviyeye gelmesinde İsmet İnönü’nün zamanında müdahalesi ve partiler arası ilişkilerdeki dengeleyici rolü gerçekten de etkili olmuştur.


Çok partili siyasi hayat, iki parti yöneticileri arasındaki çekişmelere, muhalefet partisinin hürriyet misakı, husumet andı gibi uç söylemlerine rağmen iktidar partisini de olabildiğince ılımlılaştırdı. Değişmez genel başkanlığın kaldırılması, sınıf ve bölge esasına göre parti kurulmasını engelleyen düzenlemelerin kaldırılması gibi siyasi; üniversitelere idari özerklik verilmesi, Basın Yasası’nın liberalleştirilmesi gibi sosyal düzenlemeler gerçekleştirilerek ortam da yumuşatıldı. 27 yıllık tek parti döneminin aksine bir turlu seçim, gizli oy açık tasnif gibi kazanımlarla süslenen süreç, iktidar partisini laiklik ve inkılapçılık konusundaki radikal söylemlerini yumuşatmaya, Osmanlı döneminin hatıralarını yok saymaktan vazgeçmeye, din eğitimi konusunda halkın ihtiyaçlarını karşılayacak adımları atmaya zorlamıştır.


Milletvekili seçimlerinde ise merkez teşkilatın belirleyiciliğine karşı yerel tercihlerin etkisiyle delegelerin öne çıkmaya başladığı bu süreçte yerleşik otoriter anlayışların önemli ölçüde liberalleştiği de dikkat çekmektedir. Bütün bu yumuşamalar iktidar partisine seçimlerde %40 oy getirmiş olmasına karşın çoğunluk usulü geçerli olduğu için Demokrat Parti %53 oy ile milletvekilliklerinin %83’ünü almayı başarmıştır.


Ortamdaki yumuşama ve demokrasi yolundaki gelişme 14 Mayıs 1950 seçimleriyle zirveye ulaştı ve Türkiye Cumhuriyeti’nde iktidar halkın oyu ile el değiştirdi.

 

 

Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi 2 Eğitim Seti İçin Tıklayınız...