Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 23-01-2014

Demokrat Parti Döneminde Sosyal ve Kültürel Alanda Tartışmalar / Gelişmeler Konusu

Demokrat Parti Döneminde Sosyal  ve  Kültürel  Alanda Tartışmalar / Gelişmeler Konusu


21 Ekim 1950 de okullarda din dersi mecburiyeti getirilmiştir. Meclis grubu ve Demokrat Parti teşkilatlarından seçim döneminde basına yansıyan ve dönemin hükümeti tarafından tepki gören radikal beklentiler iktidar değişikliğinden sonra daha yüksek sesle söylenmeye başlamıştır.

Parti yönetimi ‘Arapçanın okullarda öğretilmesi, ortaokullarda din derslerinin konması ve yeni imam hatip okullarının açılması gibi istekleri reddetmişti. Müslüman kimliğin yanında Türk olduklarını da hatırlatarak gerektiğinde güvenlik güçlerini devreye sokarak tavrını ortaya koysa da kısa sürede ülke genelinde Atatürkü koruma kanunu çıkarmayı gerektirecek bir manzara görülecektir.


Ülke genelinde Atatürk heykellerine yapılan saldırılar on ayda 15e ulaşması kadar iktidar partisinin örgütlerinde inkılaplardan geri dönülmesi konularının tartışılması gibi hususlar tepki yaratmıştır.

Atatürk ve eserini her yönden muhafaza etme ve ileri götürme iddiası taşıyan İnönü döneminin hemen ertesinde görülen bu manzara, idealin toplumca benimsenmesi hususunda hiçbir şey yapılmadığını, iddiaların söylem boyutunda kaldığını da göstermektedir.

İlk icraat olarak ezanın yeniden Arapça okutulmasını mecliste oy birliği ile kabul ettiren Menderes Hükümeti okullarda din dersini mecburi hale getirirken, hedeflerinin “Atatürkün başarılarını orijinal hâliyle korumak yerine başarıyı getiren amaca uygun bir şekilde geliştirmek olduğunu” ifade edecektir.

 

islamcı dergi

 

Diyanet İşleri Başkanlığı fetvalarıyla komünizm aleyhtarlığını ortaya koyan hükümetin muhalefet ile anlaştığı belki de tek konu buydu. Menderes din istismarı ve irtica karşısında en etkili politikanın maddi refahı artırmak olduğunu iddia etmekteydi: “yollar köylere kadar uzandıkça, elektrik ve su köylere kadar geldikçe, traktörler ve sair makineler köylünün hayatı arasına girdikçe, kalkınması ve seviyesi yükselen bu insanlar hurafelere kapılmayacaklardır”.

Ancak bu dönemde bizzat iktidar partisi toplumun Müslüman olduğu kadar Türk de olduğunu hatırlatmak ihtiyacı hissederken İslam Demokrasi Partisi ve daha sonra Millet Partisi dini siyasete alet etmek suçlamasıyla kapatılmış, İslamcı içerikte yayın yapan Sebilürreşad, Büyük Doğu gibi dergiler hakkında soruşturma açılmıştır. Bunlara ilaveten 25 Temmuz 1951de “Atatürkü Koruma Kanunu” çıkarılarak muhalefetin eleştiri ve tenkitlerinin önüne geçilmek istenmiştir.


Etkili bir toplumsal örgüt olan Halkevleri ve kırsal kesimlerin ihtiyacını karşılayacak Köy Enstitüleri, Cumhuriyet Halk Partisinin kontrolünde oldukları ve “solcu düşüncelerin bütün propagandalarıyla bu kurumlara girdiği gerekçesiyle” kapatılırken dinin siyasete alet edilmesini önlemek amacıyla 23 Temmuz 1953te “Vicdan ve Toplanma Hürriyetinin Korunması Kanunu” çıkarılmıştır. Tarafların bu konudaki açmazı bizzat Menderesin şu ifadelerine yansıyacaktır: “camilerin tamiri için para harcayınca muhalefet din sömürüsü diyorlar, yapmayınca camileri ihmal etmekle suçluyorlar...” Görüldüğü üzere toplumun din hassasiyetine mukabil istismar edilebilecek derecedeki bilgisizliği çok partili hayata geçiş sürecinin yumuşak karnını oluşturmaktaydı.

1957 seçimleri arifesinde ise hükümetin camilere yaptığı bağış miktarı istismar vesilesi olarak muhalefetin diline düşecektir. Başbakan Menderesin seçim propagandasına göre ise 7 yılda 15.000 cami yapılmış 86 cami onarılmıştı. 1959 yılında ülkenin her yerinde görüldüğü ifade edilen din istismarını engellemeye yönelik nitelikli din adamı yetiştirmek için Yüksek İslam Enstitülerinin açılmaya başlandı. Ancak bu girişim de muhalefet tarafından yeniden din istismarı olarak eleştirildi.

 CHPnin iktidar döneminin sonunda aynı amaca yönelik olarak başlattığı din derslerinin devlet okullarında okutulması ve imam hatip kurslarıyla İlahiyat Fakültesinin açılması gibi hamlelerin bir devamı olarak algılanabilecek faaliyetlerin eleştiri konusu edilmesi dönemin siyaset yapma anlayışını göstermesi bakımından önemli bir işleve sahiptir.

 

 

Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi 2 Eğitim Seti İçin Tıklayınız...