Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 27-01-2014

Duruşmaya Hakim Olan İlkeler Duruşmanın Yoğunluğu Konusu

Duruşmaya Hakim Olan İlkeler Duruşmanın Yoğunluğu Konusu


Hakim, vicdani kanaatini duruşmadaki tartışma sonucunda oluşturacaktır. Duruşmanın doğrudan doğruyalığı ve sözlülüğü esastır. Duruşmaya ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilir (CMK m. 190). Yasaya göre, hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hakimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir (CMK m.217/1). Yoğunluk ilkesi, duruşmada delillerin tartışılması esnasında delilin doğruluğuna ve olayın ispatına ilişkin olarak oluşan kanaatin unutulmaması için duruşmanın, mümkün olduğunca bir oturumda; mümkün olmadığında birbirine yakın tarihli oturumlarda bitirilmesini ifade eder. Yasa’ya göre, zorunlu hallerde davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir (CMK m. 190). Bu halde duruşma, oturumlardan meydana gelir.


Duruşmanın Doğrudan Doğruyalığı


Duruşmanın doğrudan doğruyalığı, hüküm verecek olan mahkeme üyelerinin, sanık, tanık ve olayın diğer tüm delilleri ile bire bir karşı karşıya gelmesini, onlarla doğrudan temas etmesini ve delil ikamesinin başka hakime bırakılamamasını ifade eder. Yani, hükmü verecek olan hakim beyan delilini dinleyecek, belge delilini okuyacak ve belirti delilini ise beş duyu organı ile algılayacaktır. Araya bir vasıta girdiği takdirde, hakimin edineceği kanaat doğrudan değil, dolaylı bir kanaat olacaktır. Oysa yasa koyucu, hakimin duruşmada ortaya konulup tartışılan delillerden bir kanaate ulaşmasını istemiştir (CMK m.217). Bu ilke delillerle ilgili olduğu için delillerin doğrudan doğruyalığı veya vasıtasızlığı olarak da adlandırılmaktadır.

Ancak belirtelim ki, muhakemenin yürümesini sağlamak için bu kurala da bazı istisnalar getirilmiştir. Örneğin, tanığın naip veya istinabe olunan hakim aracılığıyla dinlenmiş olması ve tutanaklarının duruşmada okunması (CMK m. 180); sanığın önceki ifade ve sorgu tutanaklarının çelişkiyi gidermek maksadıyla okunması (CMK m.213), bazı istisnai hallerde tanığın, bilirkişinin, suç ortağının soruşturma evresindeki beyanlarını içeren tutanağın duruşmada okunması (CMK m.211) gibi.


Duruşmanın Sözlülüğü
 

Duruşmanın sözlülüğü, duruşmada kural olarak Türkçe dile getirilmiş ve tartışılmış hususların hükme esas alınmasını ifade eder. Bir delil tarafların bilgisi dahilinde olsa ve dosyadan varlığı anlaşılsa da, duruşmada dile getirilip tartışılmadıkça, hüküm verilirken göz önünde tutulamayacaktır. Delilin konuşulmaması, onun olmaması ile eş anlamlıdır.


Duruşmanın Kamuya Açıklığı (Aleniliği)
 

Kapalı kapılar ardında verilen kararların adil ve tarafsız olup olmadığı konusunda daima bir şüphe duyulur. Bu nedenle mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır (CMK m. 182/1). Duruşmanın kamuya açıklığı (aleniyet), gerek Anayasa’da (Ay m. 141) ve gerekse Yasa’da (CMK m. 182) bir ilke olarak benimsenmiştir. Aleniyet ilkesi, hem herkesin duruşma salonunda, fiziki koşulların elverdiği ölçüde, dinleyici olarak bulunabilmesini (doğrudan aleniyeti) güvenceler, hem de duruşma salonunda bulunan kişilerin görüp duyduklarını duruşma dışında açıklayabilmesine (dolaylı aleniyeti) olanak tanır. Kamuya duyurma kitle haberleşme araçlarıyla da gerçekleştirilebilir.


Kural duruşmanın aleni olması ise de şu hallerde aleniyetin kaldırılmasına ve duruşmanın kamuya kapatılmasına karar verilebilir: 1) Genel ahlâkın veya 2) kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde. Bu hallerde duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir. Bir halin genel ahlâk veya kamu güvenliği gerekçesi ile duruşmanın kapatılmasını gerektirip gerektirmediğini mahkeme takdir eder. Açıklığın kaldırılması kararı, nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilir (CMK m.186). Duruşmanın kapatılmasına karar verildiği hallerde bu konudaki gerekçeli karar ile hüküm yine aleni duruşmada açıklanır (CMK m.182/2-3,184).


Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır (CMK m. 185). Hakimin bu halde takdir hakkı olmadığından bu kapalılık, zorunlu kapalılık olarak adlandırılmaktadır. Belirtelim ki, kapalı duruşmada mahkeme, bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verebilir. Bu halde adı geçenler, duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları bakımından uyarılırlar ve bu husus tutanağa yazılır (CMK m. 187/1). Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz (CMK m.187/2).
Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır


Yasa’da, duruşma kamuya kapalı yapılmamakla beraber duruşmanın içeriğinin yayınlanmasına yasak getirilmesi hali de düzenlenmiştir. Açık duruşmanın içeriği, millî güvenliğe veya genel ahlâka veya kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak veya suç işlemeye kışkırtacak nitelikte ise; mahkeme, bunları önlemek amacı ile ve gerektiği ölçüde duruşmanın içeriğinin kısmen veya tamamen yayımlanmasını yasaklar ve kararını açık duruşmada açıklar (CMK m.187/3).


Tanık ve bilirkişinin naip veya istinabe olunan hakimle dinlenmesi hali ile sanığın istinabe yoluyla sorguya çekilmesi hali hariç, adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz. Bu hüküm, adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adli işlemlerin icrasında da uygulanır (CMK m.183).
Tanık ve bilirkişinin naip veya istinabe olunan hakimle dinlenmesi hali ile sanığın istinabe yoluyla sorguya çekilmesi hali hariç, adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz.

Kovuşturma evresinde dosyanın incelenmesi ve dosyadan örnek alınması da aleniyet ilkesi ile ilgilidir. Yasa gereğince, kovuşturma evresinde müdafi dosyayı ve muhafaza altına alınmış olan delilleri inceleyebilmekte ve örnek alabilmektedir (CMK m. 153/4). Bu evrede müdafiin dosyayı inceleme hakkının kısıtlanması da mümkün değildir. Kovuşturma evresinde sanığın, dosyayı inceleme ve tutanak ve belge isteme hakkı ile ilgili bir düzenleme Yasa'da yer almamaktadır. Ceza Muhakemesi Yasası m.234/1-b (3)’de, kovuşturma evresinde, mağdur ile şikâyetçinin tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme hakkı kabul edilmişti. Anayasa Mahkemesi, vekili aracılığıyla ibaresini Ay m.2 ve 36'ya aykırı bularak iptal etmiştir (AyMK, 17.5.2012-37/69, RG 21.7.2012 No.28360). Anayasa Mahkemesi kararıyla, Mağdur veya şikâyetçi, kovuşturma evresinde doğrudan doğruya tutanak ve belgelerden örnek isteme hakkına kavuşmuştur. Kovuşturma evresinde aleniyet söz konusudur ve mağdur veya şikâyetçinin sahip olduğu bir hakka sanığın kendisini savunma hakkını gereği gibi kullanabilmesi için öncelikle sahip olduğunun kabul edilmesi gerekir.




AÖF Ceza Muhakemesi Eğitim Seti İçin Tıklayınız...