Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 27-01-2014

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Konusu

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KONUSU


Genel Olarak
 

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, iki yıldan az hapis cezasına veya adli para cezasına ilişkin hükümlerin açıklanmasının daha sonraya ertelenmesine imkan tanıyan bir muhakeme kurumudur. Yargıtay verdiği değişik kararlarda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun maddi hukuk boyutunun da bulunduğunu ve bu nedenle çift yönlü bir hukuki statü arzettiğini ifade etmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde, kural olarak mahkumiyet hükmü, ilgili kişi hakkında hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.


Geri Bırakmanın Koşulları
 

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

1) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası olmalı,

2) sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmamalı,

3) mahkeme, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varmış olmalı,

4) suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zarar, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmeli,

5) sanık hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmelidir.
 

Ancak ayrıca belirtelim ki, bu koşullar gerçekleşmiş olsa bile, Anayasa’nın 174. maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak bu kurum uygulanmaz (CMK m.231/14).


Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez (CMK m.231/7).
Geri bırakma kararına itiraz edilebilir (CMK m.231/12).


Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Uzlaşma ile muhakemenin sona erdirilmesi imkânı varsa, uzlaşmaya ilişkin hükümler uygulanmalıdır.


Geri Bırakmanın Sonuçları
 

Geri bırakmanın bir sonucu, kurulan hükmün sanık hakkında hiç bir hukukî sonuç doğurmamasıdır (CMK m.231/5). Yani hüküm temyiz edilemez, infaz edilemez.
Geri bırakmanın bir sonucu, kurulan hükmün sanık hakkında hiç bir hukukî sonuç doğurmamasıdır. Örneğin hüküm temyiz edilemez, infaz edilemez.
Geri bırakmanın diğer bir sonucu sanığın beş yıl süreyle çocuklarda üç yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulmasıdır (CMK m.231/8; Çocuk KK m.23). Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur (CMK m.231/8). Denetim süresi içinde sanığa bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, denetimli serbestlik tedbiri uygulanabilir. Denetimli serbestlik tedbiri kapsamında uygulanabilecek yükümlülükler şunlar olabilir: 1) Sanığın bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, 2) Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, 3) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine karar verilebilir. Bu yükümlülüğü derhal yerine getiremediği takdirde sanık hakkında, mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir (CMK m.231/9).
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir (CMK m.231/12).


Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir (CMK m.231/10).


Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulların varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir (CMK m.231/11).


Hükmün Bildirilmesi


Hüküm fıkrası veya hazırlanmış ise gerekçeli hüküm aleni duruşmada açıklanır ve tutanağa geçirilir (CMK m.231,232/3). Yüze karşı yapılan bu bildirime tefhim denir. İlgili isterse kararın bir örneği de verilir (CMK m.35). Belirtelim ki, duruşma gizli yapılmış olsa da, hüküm aleni duruşmada açıklanmak zorundadır (CMK m.182/2).


Sanık veya müdafiin son oturumda hazır bulunmadığı hallerde hükmün tefhimi gerçekleşmeyeceğinden, yazılı bildirimin yapılması gerekir. Yazılı bildirim tevdi, gösterme veya ilan suretiyle olabilir.


Tebligat Yasası’na göre, avukatla takip edilen işlerde tebligatın avukata yapılması açıkça hükme bağlanmıştır. Müdafi birden fazla ise bunlardan birine tebligat çıkartılması yeterli olacaktır (Tebligat K. m.11). Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır (Tebligat K. m.11).
Yargıtay, hem avukata hem de sanığa tebligat yapılması halinde sanığa yapılan tebligatın geçersiz olduğunu kabul etmektedir. Bu yaklaşım, Yargıtay’ın içtihadına uygun ise de müdafiin bugünkü konumuna ve işlevine uygun bir yaklaşım değildir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, günümüzde artık müdafi kural olarak, sanığın yerini alan, onunla özdeşleşen bir süje olmayıp ondan ayrı bir yere sahip olan adli bir organdır.
Kanun yolu süresi tefhimle işlemeye başlar. Bu süre, duruşmada sanık bulunursa, sanığa, müdafi bulunursa müdafie tefhimden itibaren işlemeye başlar. Hüküm her ikisinin de yokluğunda verilmişse, bu durumda müdafie yapılan tebligat ile temyiz süresi işlemeye başlar.
 

AÖF Ceza Muhakemesi Eğitim Seti İçin Tıklayınız...