Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 13-01-2014

İftira Konusu

İftira Konusu


TCK’nın 267. maddesinin 1. fıkrasına göre “Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla işlemediğini bildiği halde; hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi” cezalandırılır.


A. Bu hükmün amacı, adliyenin aldatılması ve yanlış yola sevkedilmesi tehlikesini olduğu kadar masum bir kimsenin şerefinin ve kişi özgürlüğünün zarar görmesi tehlikesini de önlemektir. Bu itibarla söz konusu suç, birden çok hukuki varlığı ihlal eden bir suçtur. Ancak kanun koyucu, suçun adliyeye ilişkin yönüne üstünlük tanıyarak bu suçu Adliyeye Karşı Suçlar arasında düzenlemiştir.
 

B. Suçlamanın konusu hukuka aykırı bir fiil olmalıdır. Bu fiilin ceza hukuku anlamında bir suç olması gerekmez. Sadece bir idarî müeyyideyi, örneğin, disiplin müeyyidesini gerektiren ve dolayısıyla sadece idare hukuku anlamında hukuka aykırı olan fiiller de iftira suçunun konusunu oluşturabilirler.


Suçlamanın konusunu oluşturan hukuka aykırı fiilin gerçekte işlenmiş olup olmaması önemli değildir. Önemli olan, kendisine iftirada bulunulan tarafından işlenmemiş olmasıdır.
Hukuka aykırı olan, ancak herhangi bir yasal nedenle hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılması veya idarî bir müeyyide uygulanması mümkün olmayan bir fiil isnat edilmesi iftira suçunu oluşturmaz. Örneğin, zamanaşımına veya genel affa uğramış bir suçun isnat edilmesi durumunda olduğu gibi.
 

C. İsnat belirli bir kişiye yönelik olmalıdır. Kişinin isminin zikredilmiş olması gerekmez. Suçlanan kimsenin anlaşılabilir olması yeterlidir. Belli kişilerden oluşan bir topluluğu suçlama durumunda, belli kişilerin suçlandığını kabul etmek gerekir. Örneğin; bir anonim şirketin idare meclisini suçlama durumunda olduğu gibi.
 

D. Kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen kimse hayatta olmalıdır. Ölüler hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağından veya bunlara idarî bir tedbir uygulanamayacağından, ölülere yönelik bu tür isnatlar, iftira suçunu değil şartları varsa, kişinin hatırasına hakaret suçunu (TCK. m.130) oluşturabilir.
 

E. İsnadın konusunu oluşturan hukuka aykırı fiil, onu işlenmemiş olan masum bir kimseye isnat edilmiş olmalıdır. Sadece isnat edilen fiili hiç bir şekilde işlememiş olan kimse değil, fiili hukuka aykırılığı ortadan kaldıran şartlarda işlemiş olan kimse de hukuka aykırı fiili işlememiş sayılmalıdır. Dolayısıyla fiili hukuka aykırılığı ortadan kaldıran şartlarda işlendiğini bilerek, bu şartlar yokmuş gibi yapılan isnatlar da iftira suçunu oluşturabilir.
 

Buna karşılık isnat edilen hukuka aykırı fiili işlemiş olup da, şahsi cezasızlık nedeniyle cezalandırılmayan kimseye yönelik isnatlar bu suçu oluşturmaz. Örneğin, hırsızlık fiilini işleyip de akrabalık bağı nedeniyle cezalandırılmayan kimsenin durumunda olduğu gibi.
 

F. İftira suçunun maddi unsuru ya ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle veya basın veya yayın yoluyla gerçekleştirilebilir.
İhbar veya şikâyet yetkili makamlara yapılmalıdır (CMK. m.158). Bunlar dışındaki kişi veya makamlara yapılan ihbar veya şikâyet iftira suçunu oluşturmaz. İhbar ve şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olabilir (CMK. m.158, f.5).
 

Ceza Kanunu basın ve yayın yoluyla yapılan asılsız isnadın da iftira suçunu oluşturacağını hükme bağlamaktadır. Ancak bunu, resen soruşturulabilen suçlarla sınırlamak gerekir. Zira savcılık, sade bu tür suçlarla ilgili yayınları ihbar kabul edip soruşturma başlatabilmektedirler. Sovuşturma veya kovuşturma başlatılmasına veya idarî bir yaptırım uygulanmasına imkân vermeyen bir ihbar, bu suçun maddi unsurunu oluşturmaz.
 

İhbarın kendiliğinden olması gerekmez. İfadesi alınırken veya sorgusu sırasında hukuka aykırı fiili işlemediğini bildiği kimseye böyle bir fiil isnat eden sanık da iftira suçundan sorumlu olur.
İftira suçu sadece yukarıda belirtilen şekilde, yani ihbar veya şikayette bulunarak veya basın ve yayın yoluyla işlenebilir. Bu itibarla, örneğin, suçlanan kişinin suçsuz olduğunu kesin bir şekilde ortaya koyan bir delilin yok edilmesi, TCK’nın 267. maddesinde öngörülen iftira suçunu oluşturmaz.
 

Nihayet belirtmek gerekir ki, isnadın biçimi, isnadın hedefi olan kişi hakkında soruşturma ve kovuşturmanın başlatılmasını ya da idarî bir yaptırımın uygulanmasını sağlayacak biçimde olmalıdır. Her ne kadar bu şart kanunda açıkça aranmamakta ise de, bunu, kanun tarafından korunan menfaatin ihlal imkânının bulunmadığı hallerde suçtan söz edilemeyeceği şeklindeki genel prensipten mantıken çıkarmak gerekmektedir. Bu itibarla gerçek dışı olduğu şüphe götürmeyecek şekilde açık olan bir ihbar, iftira suçunu oluşturmaz. Bununla beraber iftira suçunun oluşması için, ihbarın somut olarak soruşturma veya kovuşturmanın başlatılması ya da idarî bir yaptırımın uygulanması sonucunu doğurması gerekmez. İhbarın soruşturma veya kovuşturmanın başlatılmasına ya da idarî bir yaptırımın uygulanmasına elverişli olması yeterlidir.
 

Kanun, işlediği suç nedeniyle hakkında soruşturma ve kavuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini kullanan kimseyi de iftirayı düzenleyen hükümlere göre cezalandırmaktadır (TCK. m. 268).
 

G. Bu suç, işlendiği ileri sürülen hukuka aykırı fiille ilgili bilginin, ihbar ve şikâyetin yapılabileceği yahut İdarî müeyyideyi uygulayabilecek makamlara ulaştığı anda tamamlanır.
Pek çok kimse aksini savunmakta ise de, bu suça teşebbüs mümkündür. Örneğin, A’mn savcılığa vermesi için iftirayı içeren bir dilekçeyi B’ye vermesi, dilekçenin mahiyetinin farkına varan B’nin ihbarı savcılığa vermemesi durumunda olduğu gibi.
 

H. İftira, kasıtlı bir suçtur. Kastın varlığı için, failde işlemediğini bildiği halde bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek bilinç ve iradesinin bulunması gerekir. Failde ayrıca iftirada bulunduğu kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da İdarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacı da bulunmalıdır.
 

İhbar edilenin hukuka aykırı fiili gerçekten işlediği konusundaki kanaat, fiili hata nedeniyle kastı ortadan kaldırır. Buna karşılık ihbarda bulunan, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilenin bu fiili işlediği konusunda şüphe içinde ise sorumluluğu devam eder.
 

Aynı şekilde, ihbar edenin, ihbarın konusu olan fiilin hukuka aykırı olmadığı konusundaki hatası da kastı kaldırır. Zira böyle bir hata iftira fiilinin unsurlarından biri üzerindeki bir hatadır. Örneğin, failin ihbar ettiği fiilin, yanlışlıkla meşru savunma halinde işlendiğini zannetmesi durumunda olduğu gibi.
 

Aslında suçlu olan bir kimsenin, yanlışlıkla suçsuz olduğu zannedilerek ihbar edilmesi durumunda, kastın yokluğu nedeniyle, iftira suçu söz konusu olmaz.
 

İ. TCK’nın 267. maddesinin 27. fıkralarında bu suç yönünden özel ağırlaştırıcı nedenler öngörülmüştür.
 

a. Fiilin maddi eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması (TCK. m.267,
 

Bundan maksat hukuka aykırı fiili işlememiş olan bir kimseyi işlemiş göstermek amacıyla fiilin işlendiğinin belirtilerini ortaya koymaktır. Örneğin, insan öldürme isnadı yönünden kanlı bir bıçağın iftira edilen kişiye ait bir yere konulması durumunda olduğu gibi. Uydurulan maddi suç eser ve delillerinin belli bir kimseyi hukuka aykırı bir fiilin faili veya böyle bir fiile katılan olarak göstermeye hizmet edecek şekilde olmalıdır.
 

b. “Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri”nin uygulanmış olması (TCK. m.267, f.3).
 

c. “Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde”, iftira eden ayrıca kişi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur (TCK. m.267, f.4).
 

d. “Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkum” olması (TCK. m.267, f.5).
 

e. “Mağdurun mahkum olduğu hapis cezasının infazına başlanmış” olması (TCK. m.267, f.6).
 

f. “İftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası dışında adlî veya idarî bir yaptırım uygulanmış” olması (TCK. m.267, f.7).
 

J. Suç sonrası pişmanlık (etkin pişmanlık) halleri hafifletici neden sayılmıştır (TCK. m.269).
 

a. İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idarî soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi (TCK. m.269, f.1). Bu durumda verilecek cezanın beşte dördü indirilir.
 

b. İftira edenin, iftira edilen hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönmesi (TCK. m.269, f.2). Bu durumda verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.
 

c. Suç sonrası pişmanlığın, 1) iftira edilen hakkında hüküm verilmeden veya 2) iftira edilenin mahkumiyetinden sonra ya da 3) hükmolunan cezanın infazına başlanmasından sonra gerçekleşmiş olmasına göre verilecek cezanın değişen oranlarda indirilebileceği öngörülmüştür (TCK. m.269, f.3). Bu hallerde cezayı indirip indirmeme yargıcın takdirine bırakılmıştır.
 

d. İftiranın konusunu oluşturan fiil sadece idarî müeyyide uygulanmasını gerektiren bir fiil ise, suç sonrası pişmanlığın, 1) idarî yaptırıma karar verilmeden önce veya 2) idarî yaptırım uygulandıktan sonra gerçekleşmiş olmasına göre verilecek ceza değişen oranlarda indirilebilecektir. Bir önceki hallerde olduğu gibi bu hallerde de cezayı indirip indirmeme yargıcın takdirine bırakılmıştır.
 

İftira suçunun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, suç sonrası pişmanlıkla ilgili indirimlerden yararlanabilmek için, pişmanlığın da basın ve yayın yoluyla yayınlanması gerekir (TCK. m.269, f.5).
 

K. Kanun, iftira suçu yönünden dava zamanaşımının işlemeye başlamasını farklı şekilde düzenlemiştir. Nitekim iftiranın, isnat edilen suç doayısıyla yapılan kovuşturma sonucu verilen hükmün kesinleşmesiyle sabit olabileceğini göz önünde bulunduran Kanun, bu sürenin mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlayacağını hükme bağlamıştır (TCK. m.267, f.8).
 

L. Kanun, basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararının, masrafı hükümlüden tahsil edilerek, aynı veya eşdeğerde bir basın ve yayın organı ile ilan olunacağını öngörmüştür (TCK. m.267, f.9).

 

Ceza Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...