Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 13-01-2014

İrtikâp Konusu

İrtikâp Konusu


TCK’nın 250. maddesinde irtikâp suçu ile ilgili üç ayrı ipotez öngörülmüştür. Bunlar; a) görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlamasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi “icbar” etmek (f.1), b) görevin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi “ikna” etmek (f.2) ve kişinin hatasından yararlanarak kendisine veya başkasına yarar sağlamak (f.3).


Bu suçta kamu görevlisi, idare ile ilişkisi olanlardan haksız bir kısım menfaatler sağlamak için meşru olmayan biçimde kendi konumundan yararlanmaktadır. Dolayısıyla irtikâp, 257. maddede öngörülen “görevi kötüye kullanma” suçunun özel bir biçimidir.


Bu suçu öngören hükümlerin amacı, bir yandan kamu görevlilerinin dürüstlüğündeki ve iyi şöhret sahibi olmalarındaki Devlete ait menfaati korumak, diğer yandan da kamu görevlilerinin yetkilerini kötüye kullanarak başkalarına verecekleri zararlara engel olmaktadır. Bu itibarla, irtikâp, değişik hukukî varlık veya menfaatleri ihlâl eden bir suçtur.


A. Bu suç ancak kamu görevlileri veya kamu görevlisi sayılan kişiler tarafından işlenebilir (TCK. m.6, f.1, b.c).
Aksi halde yağma, dolandırıcılık gibi suçlar söz konusu olabilir.


Bir kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu veya güveni kötüye kullanabilmesi için, bu göreve meşru biçimde sahip olması gerekir. Fiilî durum yeterli değildir. Ancak fiilin görev esnasında işlenmesi şart olmadığı gibi, kamu görevlisinin görevli olduğu yerde gerçekleşmesi de şart değildir. Kamu görevlisi tarafından işlenen suça kamu görevlisi olmayanların iştirak etmesi mümkündür.
 

B. Bu suç kamu idaresine karşı bir suçtur. Dolayısıyla bunun pasif süjesi Devlettir. Buna karşılık kamu İdaresi ile birlikte zarara uğrayan kişiler sadece suçtan zarar gören kişilerdir. Bu suçtan sadece gerçek kişiler değil, tüzel kişiler de zarar görebilir.
 

C. İrtikâp suçunun maddî unsurunu oluşturan fiil üç şekilde ortaya çıkabilir. Bunlar; a. icbar (zorlama), b. ikna ve c. hatadan yararlanmadır.
 

a. İcbar (zorlama) ve ikna şeklindeki irtikâp suçunun maddî unsuru çeşitli unsurlardan oluşur.
 

1. Her şeyden önce kamu görevlisi, görevinin sağladığı nüfuzu ve güveni kötüye kullanmalıdır. Kötüye kullanmanın ön şartı, failin meşru şekilde kamu görevlisi olmasıdır. Kamu görevlisi unvanını gasp eden kimsenin, bu görevin sağladığı, nüfuzu ve güveni kötüye kullanması irtikâp suçunu oluşturmaz.
 

Öte yandan kötüye kullanılan nüfuzun veya güvenin kamu görevlisinin görevi ile ilgili olması gerekir.
Görevin sağladığı nüfuzun veya güvenin kanunlara, idarî düzenlemelere ve hizmetle ilgili emirlere aykırı bir biçimde kullanılması ve yetkisine girmeyen fiillerin işlenmesi durumunda kötüye kullanma söz konusu olur.

Hatta bu nüfuz ve güvenin kanunlara, idarî düzenlemelere veya emirlere uygun olarak, ancak meşru olmayan amaçlara ulaşmak için kullanılması durumunda da kötüye kullanma vardır.
 

2. Söz konusu kötüye kullanma, faile veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına icbar veya ikna etme sonucunu doğurmaktır.
Birincisine açık irtikâp, ikincisine örtülü (zımnî) irtikâp denir.
 

İcbar (zorlama) dan maksat, bir kimse üzerinde, iradesinin oluşumunu değiştirecek ve yapmak istediğinden başka bir hareketi yapmasına neden olacak biçimde şiddet veya tehdit ile bir baskı yapmaktır.
İkna ise, daha geniş bir kavram olup, suçtan zarar görenin belli bir davranışına neden olan her türlü hileli davranışları içerir. Hile biçimindeki aldatmalar gibi, yalanla aldatma da iknaya dahildir. Zira yalan söylemek de hileli bir davranıştır. Örneğin, farkı kendisine mal etmek amacıyla, kamu görevlisinin, tahsil edilecek miktardan daha çok bir miktar verginin ödenmesi gerektiğini söylemesi durumunda olduğu gibi. Basit tavsiyeler ikna sayılmaz.
 

Bir anlayışa göre, iknadan söz edilebilmesi için, kamu görevlisinin aktif bir davranışta bulunması gerekir. Bir başka anlayış, böyle bir davranışın şart olmadığını, bu suçun ihmal, hatta susmak suretiyle de işlenebileceğini savunur. Örneğin, kamu görevlisinin engelleyici bir davranışı ile, bir kimseyi, hakkı olan bir belgeyi alabilmek için, kendisine para vermeye zorlaması durumunda olduğu gibi.
 

3. İcbar ve ikna yarar sağlama veya yarar vaadi sonucunu doğurmalıdır. Sağlama kavramına iade etmeme de dahildir. Örneğin, bir kamu görevlisinin, kontrol etmesi veya bakması için isteyerek verilen bir şeyin kendisine hediye edilmesini sağlamak amacıyla nüfuzunu kötüye kullanması durumunda olduğu gibi.
 

Vaat, gelecekteki bir sağlama, yerine getirme yükümlülüğüdür. Bunun biçimi önemli değildir; yeter ki ciddi bir nitelik taşısın.
Sağlama veya vaadin konusu, para veya başka herhangi bir yarar olabilir. Örneğin, bir borcun ödenmemesi, kirasız veya düşük kira ile bir konutta oturma, hayat sigortası sözleşmesi yapma, muafiyetler sağlama gibi. Yararın, derhal fayda sağlaması gerekmediği gibi, gerçekleşmemesi mümkün bir yarar da olabilir. Oysa duygusal yarar buna dahil değildir. Örneğin, kamu görevlisinin öğünmek için bir kimseyi dostluğa zorlaması durumunda olduğu gibi. Cinsel hazzın, irtikâp suçu yönünden yarar sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır. Bazıları sadece genelev kadınları ile olan cinsel ilişkinin yarar kavramına dahil olduğunu savunmaktadırlar.
 

Mülga Ceza Kanunu, sağlanan veya vaat edilen yararın haksız olmasını aramaktaydı (m.209). Oysa yürürlükteki Ceza Kanunu sağlanan veya vaat edilen yararın haksız olmasını şart koşmamaktadır (m.250)Bu itibarla bir kamu görevlisinin, haklı bir yararın sağlanması veya vaat edilmesi için görevinin sağladığı nüfuzu veya güveni kötüye kullanarak icbar veya ikna fiillerini gerçekleştirmesi halinde, irtikâp suçu söz konusu olacaktır. Örneğin, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak, borçluyu borcunu ödemeye icbar etmesi durumunda olduğu gibi.

b. Hatadan yararlanmak suretiyle irtikâp suçunun maddî unsuru, kamu görevlisinin kişinin hatasından yaralanarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması veya bu yolda bir vaat elde etmesinden ibarettir (TCK. m.250, f.3). Hatadan yararlanmak suretiyle işlenen irtikâbın, aslında hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunun (TCK. m.160) özel bir şekli olduğu söylenebilir.
 

İrtikâbın bu türünde hatanın kamu görevlisinin fiilinden ileri gelmemesi gerekir. Aksi halde ikna suretiyle irtikâp söz konusu olur. İadesi gereken şeyin, kişinin hatasından yararlanarak iade edilmemesi halinde de bu suçun varlığı savunulmaktadır.
 

Kanun irtikâbın bu türünü diğerlerine nazaran daha hafif bir ceza ile cezalandırmaktadır.
 

D. İcbar veya ikna suretiyle ya da hatadan yararlanmak suretiyle işlenen irtikâp suçu, yararın sağlanması veya vaat edilmesi ile tamamlanır.
Vaat söz konusu olduğunda, daha sonra vaat edilenin sağlanması şart değildir. Çünkü vaat ile suç tamamlanmış olur.
Aksini savunanların varlığına rağmen, irtikâp suçuna teşebbüs mümkündür. Yargıtay da bu görüştedir.
 

E. İrtikâp suçu kasıtlı bir suçtur. Kastın varlığı için failin, yarar sağlamak veya bu yolda vaatte bulunulması amacıyla icbar veya ikna etmek yahut kişinin hatasından yararlanmak bilinç ve iradesine sahip olması gerekir.

 

Ceza Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...