Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 13-01-2014

Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Konusu

Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Konusu


TCK’ya göre “Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi” cezalandırılır (TCK. m. 279).


A. Bu suçun faili ancak kamu görevlisi olabilir (TCK. m.6, f.l, b.c). Bunun herhangi bir kamu görevlisi olması mümkündür. Ancak failin adlî kolluk görevi yapan kişi olması ağırlaştırıcı neden sayılmıştır.
Ceza Kanunu 280. maddesinde “Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu’nun cezalandırılacağı hükmünü getirmekte, suçu bildirme yükümlülüğünü sağlık mesleği mensupları yönünden de mülga Ceza Kanunu 530. maddesine nazaran daha geniş tutmuştur.
3628 sayılı Kanun da, müfettiş ve muhakkikler yönünden, yine aynı Kanunda belirtilen suçlarla ilgili olarak ihbar yükümlülüğü getirmiştir (TCK. m.17, 18).


B. Bu suçun maddi unsurunu oluşturan davranışın gerçekleşebilmesi için öncelikle kamu görevlisinin “Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini” öğrenmiş olmalıdır. Öğrenmenin biçimi önemli değildir. Yeterki göreviyle bağlantılı olarak, yani görevini yaptığı sırada öğrenmiş olsun. Bu itibarla görev dışında böyle bir öğrenme, söz konusu suçun işlenebilmesi için gerekli olan ön şartı oluşturmaz. Ancak “sürekli şekilde görevde” sayılabilen kamu görevlileri yönünden böyle bir ayırım söz konusu değildir.


Suç kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı (resen takibi) gereken bir suç olmalıdır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar yönünden bu hüküm uygulanamaz. Ancak verilen şikâyet dilekçesinin ait olduğu makama gönderilmemesi, duruma göre, görevin gereklerine aykırı hareket etme veya görevin gereklerini yapmakta ihmal (TCK. m.257, f.1, 2) oluşturabilir.
C. Bu suçun maddi unsuru, “bildirimde bulunmayı ihmal etme veya bu hususta gecikme gösterme”dir. Dolayısıyla ihmali bir suç söz konusudur.


Bildirimin en geç ne zamana kadar yapılabileceği konusunda maddede herhangi bir açıklık yoktur. Bu itibarla bildirimin gecikmiş olup olmadığını ve gecikmiş bildirimin suçu kaldırıp kaldırmadığını her somut olayda yargıç değerlendirecektir.


Kanunumuz bildirimin “yetkili makama” yapılmasını öngörmektedir. Bildirim üzerine soruşturma yapacak makam veya bildirimi bu makama iletmek yükümlülüğü olan makam yetkili makamdır (Bak. CMK. m.158). 3628 sayılı Kanun, bu Kanunun 17. maddesinde sayılan suçlar yönünden ihbarın doğrudan C. Başsavcılığına yapılacağını öngörmüştür (m.18). Suçun bildirildiği makamın yetkisi konusundaki hata kastı kaldırır.


Mülga Ceza Kanununda, kamu görevlisi olmayanlar yönünden böyle bir yükümlülük ancak bazı çok ağır suçlar yönünden kabul edilmişti (m.151). Oysa yürürlükteki Ceza Kanunu, suçu bildirme yükümlülüğünü kamu görevlisi olmayanlar yönünden bir hayli genişletmiştir (TCK. m.278).

Bildirimde ihmal ve gecikmenin suçu oluşturması için, bu ihmal ve gecikme haklı bir nedene dayanmamalıdır. Her ne kadar Türk Ceza Kanununda Italyan Ceza Kanunundaki “haklı bir sebep olmaksızın ihbar etmeme” şartı yer almamakta ise de, yine aynı sonuca varmak ve haklı bir nedenle bildirmeme durumunda suçun oluşmadığını kabul etmek gerekir.


Kamu görevlisi tarafından işlenen bu suça kamu görevlisi olmayanların iştirak etmesi mümkündür. Ancak ihbar edilmesi gereken kimse yönünden iştirak söz konusu değildir. Çünkü herkes, kanunun özellikle cezalandırmadığı her türlü yollarla kendisini koruyucu tedbirlere başvurabilir.


D. Suçu bildirmeme suçu kasıtlı bir suçtur. Kast, kamu görevlisinin görevini yaptığı sırada öğrendiği suçun kamu adına kovuşturmayı gerektirdiğini bilerek yetkili makama bildirmeyi ihmal etmek veya geciktirmek bilinç ve iradesinden ibarettir.


Fiil, üstsoy, altsoy, eş veya kardeş gibi yakın akrabadan birine yardım amacıyla işlenmiş ise, fail cezalandırılmamalıdır. Ceza Kanununun 279. maddesinde bu konuda bir açıklık bulunmaması, böyle bir sonuca varmaya engel değildir. Gerçekten, Kanun başka suçlar yönünden, örneğin, yalan tanıklık (TCK. m.273) ve suçluyu koruma (m.283) suçları yönünden, bu durumu cezasızlık nedeni saymıştır. Özellikle daha ağır bir suç olan suçluyu koruma suçunda cezasızlık nedeni sayılan bir durumun, daha hafif olan suçu bildirmeme suçunda böyle sayılmaması kabul edilemez. Kaldı ki, 279. maddede kendi suçunu bildirmeyen memurun cezalandırılmayacağına dair de bir hüküm yoktur. Bununla beraber, hiç kimse böyle bir durumda kamu görevlisinin cezalandırılacağını düşünmemektedir.


E. Kanun, suçu bildirmeyi ihmal eden veya bu konuda gecikme gösteren kamu görevlisinin “adlî kolluk görevini yapan kişi” olmasını cezayı ağırlaştırıcı bir neden kabul etmiştir (TCK. m.279, f.2).


Bu ağırlaştırıcı neden, sadece “adlî kolluk görevini yapan kişi”lere uygulanır. Bunların kimler olduğu Emniyet Teşkilatı Kanununa ve diğer özel kanunlara göre belirlenecektir.
 

 

Ceza Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...