Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 17-01-2014

Kusurlu Eylem ya da İşlem Sonucu Meydana Gelen Zararın Varlığı Konusu

Kusurlu Eylem ya da İşlem Sonucu Meydana Gelen Zararın Varlığı Konusu


Zarar, bir varlığın değerinde, o varlığa sahip olan kimsenin isteğinin aksine oluşan bir eksilmedir. Bu eksilme maddi ya da manevi olabilmektedir. Hukuka aykırı kusurlu bir eylemden bir giderim borcunun doğması için bu eylem sonucunda bir zararın meydana gelmiş olması gerekmektedir. Haksız eylemden doğan zarar da maddi ve manevi varlığımızın, haksız eylemin oluşumundan önceki hali ile haksız eylemin oluşmasından sonraki hali arasında meydana gelen farktır. Maddi zararlar öncelikle parasal olarak ölçülebilen bir malın zarar görmesi, tahrip olması ya da değerindeki düşüş veya onun üzerindeki kullanma veya tasarruf yetkisindeki kısıntı olarak anlaşılır (AtayOdabaşıGökcan, 2003, s. 158). Manevi zararlar ise, kişinin duygularını, şerefini veya ününü etkileyen zararlardır. Manevi zararların para ile ölçülüp, değerlendirilip tam bir karşılığının tespiti mümkün değildir. Ancak bu tür zararların tazmini para ile gerçekleştirilir.


İdareye verilen zarar kasti olabileceği gibi ihmal tedbirsizlik sonucu da oluşabilir. Kasti zarar; memurların idareye karşı bilerek ve isteyerek zarar vermesidir. Memurun görevi nedeniyle kişisel kin, husumet, nefret vs. sebeplerle başka kişilere verdikleri zararlar sonucu devletin ödemek zorunda kaldığı tazminatlar bu türdendir. İhmal sonucu verilen zararlar; memurun görevli olduğu işte gerekli özeni göstermemesi, işi savsaklamasıdır. Tedbirsizlik sonucu zarara gelince; memurun gerekli önlemleri zamanında almaması veya eksik alması sonucu meydana gelen zararlardır.
“Hizmet kusuru, bir teşkilat olarak idarenin işlediği kusur, kişisel kusur da kamu görevlilerinin işlediği kusurdur” ifadesi sizce doğru bir ifade midir?


İstisnai durumlarda kusur olmasa da sorumluluk doğabilmektedir. Buna kusursuz sorumluluk denmektedir. DMK md 12, kasıt, kusur ve ihmal kavramlarına yer vererek, haksız fiil ve kusur sorumluluğunu esas almaktadır. Kusursuz sorumluluk için yasada açık düzenleme olmalıdır. İdare hukuku açısından kusursuz sorumluluk geniş bir uygulama alanı bulmaktadır. Kusursuz sorumluluk, idarenin kusuru olmasa bile bazı kayıt ve şartlar altında idarenin verdiği zararları ve anarşi ve terör olaylarında da kendisinden kaynaklanan bir işlem ya da eylem olmasa da sosyal devlet ilkesi ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesin ihlal edilmiş olması dolayısıyla oluşan zararları ödeme anlayışına dayanır. İdarenin kusursuz sorumluluğu genellikle bayındırlık hizmetleri alanında; kamu görevlileri ve kamu hizmetlerinin görülmesinde rastlantısal ya da gönüllü olarak katılanların vermiş oldukları hizmetlerde; idareye ait tehlikeli şeyler ve metotlar dolayısıyla ve takdir yetkisinin kullanılmasıyla yapılan hukuka uygun işlemler bakımından söz konusu olabilmektedir. Kusursuz sorumluluk ilkesinin uygulamasında mağdurun maruz kaldığı bir zarar olmalıdır. İlliyet bağının varlığı, yani zararın kusura dayanmayan bir idari etkinliğe bağlanabilmesi gerekmektedir. Zarar anormal ve nitelik bakımından özel olmalıdır.
 

 

Memur Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...