Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 13-01-2014

Mal Varlığına Karşı Suçlar Ortak Hükümler Konusu

Mal Varlığına Karşı Suçlar Ortak Hükümler Konusu


Ceza Kanununun 167, 168 ve 169. maddelerinde malvarlığına karşı suçlarla ilgili ortak düzenlemeler yer almaktadır.
 

A. Kanun, yağma suçları dışındaki malvarlığına karşı suçlar yönünden bazı şahsî cezasızlık durumları öngörmüştür (TCK. m.167). Buna göre malvarlığına karşı işlenen suçlardan yağma suçları dışındaki suçların a) haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birisinin, b) üstsoy veya altsoyun veya bu derecede kayın hısımlarından birisinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) aynı konutta beraber yaşayan kardeşin zararına olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmez (TCK. m.167, f.1,
b. a, b, c).
 

Böylece kanun koyucu, aile kurumunun ceza kovuşturmaları ile zedelenmesini önlemek istemiştir. Burada suç, yalnızca maddede sayılan akrabaların zararına işlenmiş olmalıdır. Akrabalar ile birlikte başkaları da zarar görmüşse, fail cezasızlıktan yararlanamaz. Söz konusu cezasızlık nedeni, maddede sayılanlardan olmayan suç ortakları yönünden geçerli değildir. Çünkü bu, şahsa bağlı bir cezasızlık nedenidir.
Mala karşı suçların tümünde uygulanabilecek olan şahsî cezasızlık sebepleri nelerdir?
 

B. Kanun, yine yağma suçları dışındaki malvarlığına karşı suçlar yönünden cezayı hafifletici ortak nedenler öngörmüştür (TCK. m. 167, f.2).
 

a. Suçun belli akrabalar zararına işlenmiş olması (m. 167, f.2). Nitekim malvarlığına karşı işlenen suçların 1) haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşin, 2) aynı konutta beraber yaşamayan kardeşin, 3) aynı konutta beraber yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hışmının zararına işlenmiş olması halinde ceza yarı oranında azaltılır.
Böylece Kanun, malvarlığına karşı suçların yukarıda belirtilen akrabaların zararına işlenmiş olmasını cezayı hafifletici bir neden saymıştır. Bu durumu düzenleyen 2. fıkrada, 1. fıkrada da olduğu gibi bir açıklık bulunmamasına rağmen maddenin bütünü ve gerekçesi nazara alındığında yağma suçlarının bu hafifletici nedenin de dışında tutulduğunu kabul etmek gerekmektedir.
 

İnceleme konusu hafifletici nedenin uygulanabilmesi için, suçun sadece maddede gösterilen akrabaların zararına işlenmiş olması gerekir. Suç, bunlarla birlikte bir başkasının zararına da işlenmiş ise, söz konusu hafifletci neden uygulanamaz. Aynı şekilde akraba olmayan suç ortağı bu nedenden yararlanamaz. Çünkü burada şahsa bağlı bir cezayı hafifletici neden söz konusudur.
 

Belirtmek gerekir ki, malvarlığına karşı suçların 167. maddenin 2. fıkrasında sayılan akrabaların zararına işlenmiş olması halinde, bunların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyet şartına bağlanmıştır. Böylece normal olarak resen soruşturulan ve kovuşturulan suçlar (örneğin hırsızlık, dolandırıcılık gibi) bu halde ancak şikâyet üzerine soruşturulabilecek ve kovuşturulabilecektir.
 

b. Şeyin geri verilmesi veya zararın tazmini (TCK. m.l68) Bir başka ortak hafifletici neden Ceza Kanununun 168. maddesinde öngörülmüştür. Bir tür suç sonrası pişmanlık halini düzenleyen söz konusu hükme göre hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs ve karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra, ancak, bu nedenle hakkında soruşturma başlamadan veya kovuşturma başladıktan sonra, ama hüküm verilmeden önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri vermesi veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde verilecek ceza indirilir (f.1, 2).
 

Kanun aynı nedenle ceza indirimini yağma suçu yönünden de kabul etmekte, ancak indirim oranını daha düşük olarak belirlemektedir (TCK. m.168, f.3).
Geri verme tam olmalıdır; yani alınan bütün şeyler gibi alınan şeyin failin zilyetliğinde bulunduğu sırada artan kısımlarının da iade edilmesi gerekir. Aynı şekilde suç ortaklarından birisinin kendi payına düşeni geri vermesi de yeterli sayılamaz. Geri vermenin doğrudan mağdura yapılması gerekmez; bu şeyi resmi makamlara teslim etmek veya üçüncü kişilerin aracılığından yararlanmak suretiyle geri verme de mümkündür.


Tazmin de cezayı azaltıcı etkiye sahiptir. Tazminat tutarının belirlenmesinde malın suçun işlendiği andaki değerinin mi, yoksa tazmin anındaki değerinin mi esas alınacağı konusunda hükümde açıklık yoktur. Şeyin sonradan değer kazanması veya failin fiili dışındaki nedenlerle değer kaybetmesi durumunda, tazminat miktarı tazmin anındaki değere göre belirlenmelidir. Nitekim kanun “mağdurun uğradığı zarar”ın tamamen giderilmesini şart koşmaktadır.


Kısmen geri verme veya tazmin halinde cezada indirimin yapılabilmesi mağdurun bu konudaki rızasına bağlanmıştır (TCK. m.168, f.4).
Geri verme veya tazminin doğrudan fail tarafından gerçekleştirilmiş olması şart değildir; ancak bu failin iradesiyle olmalıdır. Nitekim Kanun failin, azmettirenin veya yardım edenin “bizzat pişmanlık göstererek” geri vermesi ve tazmininden söz etmektedir. Bu itibarla cebre dayalı geri verme ve tazmin gibi, failin bilgisi veya izni dışındaki geri verme veya tazmin de iradi sayılamaz.


Geri verme veya tazmin nedeniyle cezada indirim yapılabilmesi için geri verme veya tazmin kovuşturma başlamadan önce gerçekleşmiş ise verilecek cezanın üçte ikisine kadarı, kovuşturma başladıktan, yani kamu davası açıldıktan sonra, ancak hüküm verilmeden önce gerçekleşmiş ise verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir (TCK. m.168, f.1,2).
 

c. Şeyin değerinin veya zararın miktarının azlığı: Mülga Ceza Kanunu malvarlığına karşı suçların konusunu oluşturan şeyin değerinin veya verilen zararın miktarının az veya çok az olmasını ortak hafifletici neden kabul etmişti (m.522, f.1). Oysa yürürlükteki Ceza Kanunu, böyle bir ortak hafifleci neden öngörmemiş, suçun konusunu oluşturan malın değerinin azlığını hırsızlık suçu yönünden cezayı azaltan veya kaldıran, yağma suçu yönünden ise sadece cezayı azaltan özel neden olarak kabul etmiştir (TCK. m.145, 150).
 

C. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması: Ceza Kanunu, malvarlığına karşı işlenen suçlardan sadece hırsızlık, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarının işlenmesi suretiyle kendisine haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında, bunlara özgü güvenlik tedbirlerine (TCK. m.60) hükmolunacağını öngörmektedir (TCK. m.169).
 

 

Ceza Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...