Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 17-01-2014

Memur Kişisel Kusurun Varlığı Konusu

Memur Kişisel Kusurun Varlığı Konusu


Zarar meydana getiren eylemden bir tazmin borcu doğabilmesi için o fiili işleyenin kusurunun bulunması gerekmektedir. DMK md 12, BK md 41 vd maddelerine paralel bir düzenleme getirmektedir. Bu bakımdan kusur unsuru da kast ya da ihmal derecesinde kusurun varlığı şart olarak aranmaktadır. Kast, hukuk kurallarını bilerek çiğneme arzusudur. Hukuk düzeninin emir ve yasaklarına aykırı hareket eden kimse kasten değil de, gerekli özeni göstermemesi ve gerekli önlemleri almaması suretiyle oluşan haksız eylemi yüzünden bir zararın doğmasına sebep olmuşsa bu halde de zararı gidermekle sorumlu olur. Eğer bir hakkın ihlalini gerektiren kusurlu fiil memurun şahsına yüklenebilecek nitelikte ise kusur kişiseldir ve memur sorumlu tutulacaktır. Bu bakımdan kişisel kusur, hizmetle, kurumla, resmi kimlik ile doğrudan doğruya ya da dolaylı hiçbir ilgi ve irtibatı olmayan eylem ve davranışlara, başka bir deyişle hukukun, kamu personeli olsun olmasın herkese yüklediği genel ödevlere aykırı davranışlar olarak tanımlanabilir (Armağan, 1997, s. 83).


Kamu görevlisinin özel yaşantısının, resmi yaşamıyla hiçbir ilgi ve irtibatı bulunmayan bu kategori eylem ve işlemlerinde tek sorumlu kendisidir. Kişisel kusur sebebiyle doğan sorumluluk hallerinde kamu görevlisi sıfatı hiçbir rol oynamaz. Görevin yerine getirilmesi nedeniyle yapılan kusurlu ve hukuka aykırı davranış ile kamusal görevin yürütülmesi sırasında yapılan kusurlu ve hukuka aykırı davranışları ayırmak ise güçlük yaratmaktadır. Bu ayrım için “gaye ilişkisi” ölçütü ileri sürülmüştür. Kamu personeli, idareye atıf ve izafesi mümkün olmayan kararları ve fiilleriyle üçüncü kişilere zarar vermişse kişisel kusurundan söz edilmelidir.


Kişisel kusur sadece kin, hınç, düşmanlık ve benzeri duyguların etkisi altında gerçekleşen eylemler bakımından değil, görevin gerekli kıldığı özenin gösterilmemesi ve mesleğin gerektirdiği ilkelere uyulmadan yerine getirilmesi durumunda da söz konusu olabilir.


Yargı kararlarının kasten uygulanmaması da kişisel kusur oluşturur. Kamu görevlisinin kastı ancak uygulama isteğinin kendisine ulaştırılmasıyla belirginliğe kavuşur. İdareye tebliğ temel alınarak kamu görevlisinin kişisel sorumluluğuna karar verilemez. Mahkeme kararının yerine getirilmemesi nedeniyle zarar gören kişinin kasten uygulamamaya ilişkin kanıtlama yükümlülüğü yoktur.


Kişisel kusur: Hizmetle, kurumla, resmi kimlik ile doğrudan doğruya ya da dolaylı hiçbir ilgi ve irtibatı olmayan, hukukun kamu personeli olsun olmasın herkese yüklediği genel ödevlere aykırı eylem ve davranışlardır.
 

Memur Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...