Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 17-01-2014

Memurluktan Çıkarılma Koşullarda Eksiklik Konusu

Memurluktan Çıkarılma Koşullarda Eksiklik Konusu


Bir kimsenin devlet memurluğuna alınma şartlarını taşımadığının sonradan anlaşılması ya da memurluğu sırasında bu koşullardan birini kaybetmesi durumunda, memurluğu sona erer (md.98).

Bağdaşmazlık: Memurun memurlukla bağdaşmayan bir görevi kabul etmesi halinde memurluğun sona ermesidir.
Bilindiği gibi bu koşullar genel ve özel koşullardır. Danıştay 1. Dairesi’nin 10.1.1983 tarihinde verdiği idari karara göre, bir kişinin memuriyetine son verebilmek için, memurluğa alınma şartlarından birini taşımama ya da yitirme halinin halen devam etmesi gerekir. Örneğin, 18 yaşını tamamlamadığı halde memuriyete alınan, fakat görevini sürdürürken 18 yaşını doldurmuş olan kişinin memur olma koşullarından birini taşımadığı artık ileri sürülemez. Memurluğun sona erdiğinin, idariicrai bir kararla atamaya yetkili üst tarafından saptanması gerekir. Bu tür işlemlere karşı eğer koşullar varsa, idari yargı yolu açıktır. Bu durum özellikle memurun yasada sayılan zimmet, ihtilas, sahtecilik gibi bir suçtan ya da taksirli suçlar dışında ağır hapis ya da altı aydan çok hapis cezasına hüküm giymesi ya da yargı kararı ile kamu haklarından yoksun bırakılması hallerinde kendini gösterir. DMK md. 48/A5’te açıkça belirtildiği gibi, taksirli suçlardan dolayı mahkumiyet memuriyete engel değildir. Bu suçlardan dolayı verilen cezanın miktarının da memuriyete etkisi yoktur.

Fakat, taksirli suçun memur olmadan önce veya sonra işlenmiş olması hallerinde pratik bakımdan farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir. Memur olmadan işlenen taksirli suç, memuriyete engel olmadığı halde söz konusu suç memur olduktan sonra işlenir ve bu suçtan dolayı memur hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilirse, koşullarda eksiklik nedeniyle değil de devamsızlık nedeniyle memuriyetine son verilebilir. Fakat bunun adil sonuçlar ortaya çıkarmadığı açıktır. Memuriyete girmeden önce işlenen taksirli suç, memuriyete girişe engel olmadığı halde, taksirli suçun memuriyete girdikten sonra işlenmesi ve memurun bu suçtan mahkum olması halinde, bunu “koşullarda eksiklik” kabul etmeyip, memurun “görevi başında bulunma yükümlülüğünün ihlal edildiğini, dolayısıyla korunan hukuki yararın farklı olduğunu kabul etmek, infaz sırasında disiplin yaptırımı olarak devlet memuriyetinden çıkarmaya ilişkin hükümlerin uygulanması mümkün olmamalıdır. Nitekim DMK md. 141/1’de de tutuklananlar ve gözaltına alınanlar için getirilmiş olan hükümde, tutukluluk ya da gözaltında geçen süre, “özür” kavramı içinde değerlendirilmiştir. Oysa taksirli suçlar bakımından durum açık değildir. Böyle bir durumda memur, aylıksız izin, rapor gibi yollara gidebilir; tecil ya da para cezasına çevirme imkanlarını kullanabilir. Koşullarda eksiklik nedeniyle memuriyetine son verilen kişi, daha sonra gerekli koşullara sahip olursa tekrar memur olabilirken, disiplin yolu ile devlet memuriyetinden çıkarılanlar bir daha devlet memuru olamazlar. Belirtelim ki, hapis cezası ile mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş yargı kararı bulunmadan tesis edilen memurluğun sona erdirilmesi işlemi hukuka aykırıdır.
 

 

Memur Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...