Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 17-01-2014

Memurun Hizmetten Yararlananlara Karşı Mali Sorumluluğu Konusu

MEMURUN HİZMETTEN YARARLANANLARA KARŞI MÂLİ SORUMLULUĞU KONUSU


DMK yürürlüğe girinceye kadar ülkemizde “sorumluluk sistemi” uygulanmaktaydı. Buna göre, memur görevi ile ilgili olarak verdiği zararlardan dolayı hizmetten yararlanan üçüncü kişilere karşı mali yönden sorumluydu. Devletin sorumluluğunun kabul edildiği ülkelerde, hizmetten yararlananlar hem devlete, hem de memura karşı tazminat davası açabilirler. Bu sistemin karşısında “güvence sistemi” yer alır.

Buna göre, memura karşı tazminat davası açılamaz. Yönetilenlerin tazminat davasını doğrudan idareye karşı açmaları gerekir. Güvence sistemi özellikle Almanya ve Fransa’da belli sınırlar içinde uygulanmaktadır. Devlet Memurları Kanunu, bizde uygulanmakta olan “sorumluluk” sistemini kaldırmamış ve bunun yanına sınırlı bir “güvence” sistemi getirmiştir. Buna göre; kişiler, kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan ötürü, bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Kurumun genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır (DMK md.13).


Devlet Memurları Kanununun getirdiği sistem, hem memuru hem de hizmetten yararlanan üçüncü kişileri koruyan bir anlayış sergilemektedir. Çünkü kişiler, karşılarında ödeme gücü olan idareyi bulmaktadır. Öte yandan, bu sistemin memur bakımından yararı ise, kişilerin dava açma tehdidinden kısmen de olsa uzaklaşmalarını sağlamasıdır. Kamu hizmetinden yararlananlar DMK md.13 ile kamu görevlilerince verilen zararlarda zararlarını karşılayabilecek, ödeme kabiliyeti bulunan bir muhatap idareyi bulabilmektedirler. Kamu görevini yerine getiren personel de, söz konusu kamu görevini yerine getirirken sürekli tazminat tehdidi altında olmaksızın görevini yerine getirecektir. Sonuçta, kamu hizmetlerinin sürekli ve düzenli görülmesinin engellenmesinin, hizmetin yavaşlamasının önüne geçilmesi mümkün kılınmaktadır. Bununla birlikte, DMK md.12 gereğince devlet memurlarının idareye karşı sorumlulukları devam etmektedir.

Ayrıca, DMK md 13’te kurumun genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklı tutulmuştur. Bu noktada kusurun derecesinin belirlenmesi önem taşıyabilecektir. Öte yandan konuyla ilgili Anayasa md.129 şu kuralı içermektedir; “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir”. Anayasa böylece, memurların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu açısından güvence sistemini getirmiştir. Buna göre, tazminat davalarının memura karşı değil, idareye karşı açılması gerekir.


Yukarıda sözü edilen ilkenin, diğer bir deyişle, idare edilenlere verilen zarardan ötürü memurlara karşı dava açılamaması kuralının hiçbir istisnası yok mudur? İstisnai olarak da olsa pozitif hukukumuzda memur veya kamu görevlisi aleyhine dava açılmasına olanak sağlayan bir hüküm mevcut mudur?

Kamu görevlisinin yetkisini kullanırken işlediği kusur, özellikle suç düzeyine ulaşmış ise, Anayasanın öngördüğü güvence sisteminin bu gibi durumları da kapsadığı ileri sürülemez. Bu durumda kişisel kusur söz konusu olup, bu durum hizmetin yürütülmesi ile bağdaşmaz.
 

 

 

Memur Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...