Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 17-01-2014

Memurun Kişisel Kusuru ve Bunun Hizmet Kusurundan Ayırt Edilmesi Konusu

MEMURUN KİŞİSEL KUSURU VE BUNUN HİZMET KUSURUNDAN AYIRT EDİLMESİ KONUSU


DMK md.l3’e göre, kamu personelinin “kişisel kusur”a dayanan davranışları iki kümede toplanabilir. İlki, onun “görevinden”, “yetkilerinden”, “hizmet araç ve gereçlerinden”, “resmi sıfatından” kesin bir biçimde ayrılmış olanlardır. Bu nitelikteki davranışlar, o kamu personelinin “herhangi bir kimse” olarak kusurlu davranışlarıdır. Örneğin, ailesi ile birlikte bir tatil günü gezmeye giden polis memurunun, oğlunun topunu patlatan bir kimseyi dövmesi, bir sağlık memurunun “kendi araç ve gereçleri” ile çalışma saatleri dışında iğne yaparken zarar vermesi olaylarında “herhangi bir kimsenin” kişisel kusurlu davranışı söz konusudur. Kişisel kusur nedeniyle doğan sorumluluk hallerinde sorumlu kamu personelinin kendisidir. İkinci kümede yer alan kamu personelinin kişisel kusurlu davranışları ise, kamu görevinin yerine getirilmemesi vesilesiyle yaptığı kusurlu ve hukuka aykırı davranışlardır. Gaye ilişkisi yoksa, idareye atıf ve izafesi mümkün olmayan kararları ve fiilleriyle kamu personeli üçüncü şahıslara zarar vermişse, “kişisel kusur” doğar. Özel kişilerin zarar veren ve tazminat davalarına konu olan fiilleri veya tasarrufları sırf bir hizmet kusurundan ileri gelebileceği gibi şahsi kusurdan da kaynaklanabilir. Bir kimsenin işlediği haksız fiilden dolayı sorumlu tutulması, onun kusuruna bağlı ise buna kusurlu sorumluluk denmektedir. Zararı doğuran kusur hizmetin mahiyetinden, usullerinden, gereklerinden ileri geliyorsa bu takdirde memur üçüncü şahsa karşı sorumlu olmadığı gibi idareye karşı da sorumlu değildir. Ancak kusur, memurun şahsına atıf ve isnat edilebilecek bir kusurdan meydana geliyorsa bu takdirde memurun sorumluluğu söz konusu olur. Memurun kötü niyetle idareyi veya üçüncü kişileri bir zarara uğratmak kast ve niyetiyle hareket etmesi subjektif ölçüttür. Objektif ölçüt ise, memurun eyleminin tamamen hizmetten ayrılabilecek, hizmet gereği sayılmayacak, hizmete yabancı kalacak, hizmet unsurunu veya icrai bir fiilini oluşturmayacak bir mahiyet arz etmesidir.
Kusurlu sorumluluk: Bir kişinin kusurlu eylemleriyle yol açtığı zararı tazmin etme yükümlülüğüdür.

İdari işlem: İdarenin tek yanlı iradesiyle hukuki sonuç doğuran işlemlerdir.
Düzenleyici idari işlem:
Genel, soyut, sürekli, objektif nitelikte olup, bir defa uygulanmakla tükenmeyen, tüzük, yönetmelik gibi kural işlemlerdir.
Öznel işlem: Süjeye göre değişen, sicil verme, vergi tarh etme gibi bireysel işlemlerdir.
İdari eylem: Dar anlamda idarenin kamu hukuku alanındaki maddi fiil ve hareketleridir.


 Böylece hizmete yabancı bir eylem, subjektif bakımdan iyi bir niyetle yapılsa bile gene kişisel kusur sayılır ve memurun sorumluluğunu gerektirir. Memur hizmetin dışına çıkmak, kendine veya bir başkasına bir yarar sağlamak veya idareyi zarara sokmak gibi kötü bir niyetle veya bundan başka bir şekilde açıklanamayacak ağır bir kusurla hareket ederek idareye karşı kişisel bir kusur ve dolayısıyla haksız bir eylemi işlemiş ve bundan dolayı da hukuken sorumlu olmuş olur. Aynı şekilde, işlenen eylem memuriyet ve göreviyle, kamu hizmeti ile birleşmiş değilse, ondan ayrı ve hizmetin mahiyetine yabancı bir eylem ise genel kişisel bir kusur sayılır ve memurun idareye karşı hukuki sorumluluğunu gerektirir (Duran, 1974; Pınar, 1998, s. 174). Kişisel sorumluluk idare adına ve hesabına hareket eden bir memurun idare fonksiyonunu yapması sırasında ve kamu hizmetini yürütmesi sebebiyle gerçekleştirdiği herhangi bir kusurlu fiilin veya kötü bir davranışın, idare tüzel kişiliğine yöneltilecek yerde doğrudan doğruya memurun şahsına bağlanması ve doğrudan memuru ilgilendirmesi gerektiğini ifade eder.

 

 

Memur Hukuku Eğitim Seti İçin Tıklayınız...