Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 27-01-2014

Olağan Kanunyolları Temyiz Konusu

Temyiz Konusu


Temyiz incelemesinde, kural olarak hükmün hukuka aykırı olup olmadığı araştırılır. Delillerin tekrar veya ilk kez ortaya konularak bir araştırma yapılması temyiz aşamasında olanaksızdır. Çünkü dava konusu olayın fiili yönlerinin doğru belirlenmesi ve takdiri ile olaya ilişkin uygulanan hukuk kuralları arasında genellikle sıkı bir ilişki bulunur.


Temyiz kanun yoluna başvuruları Yargıtay inceler. Yargıtay’da on beş ceza dairesi ve her dairede bir daire başkanı ile yeteri kadar üye bulunur (Yargıtay K. m. 5). Ceza daireleri kendi aralarında işbölümü esasına göre çalışır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, dairelerin arasındaki işbölümü karar tasarısı Başkanlar Kurulu tarafından hazırlanır. Ceza daireleri arasındaki işbölümünün belirlenmesinde dava açan belgedeki nitelendirme esas alınır. Açıklama ile sevk maddelerinin uyumsuz olduğu durumlarda, açıklamaya itibar edilir. Çeşitli suçlara ait davalarda, suçların en ağırını incelemeye yetkili olan daire görevlidir (Yargıtay K. m. 14) Yargıtay’da daireler heyet halinde çalışır, heyet bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanır. Üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilir. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Heyetler işi müzakere eder ve salt çoğunlukla karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder (Yargıtay K. m.41/1).
Yargıtay ceza dairelerine yapılacak temyiz başvuruları harca tabi değildir.


Temyiz Edilebilen Kararlar


Temyize konu olan kararlar şunlardır:

1) İstinafta verilen başvurunun reddi (ilk derece mahkemesinin kararını onama) kararı,

2) İstinafta duruşma sonunda verilen hükümler (CMK m.286), 3) TCK m.18 gereğince verilen kararlar.
Bölge adliye mahkemesinin ara kararları ancak hükümle birlikte temyiz edilebilir. Bunun için ara kararın hükme esas alınmış veya bu ara karara karşı başkaca kanunyolu öngörülmemiş olmalıdır (CMK m.287).
 

Temyize Edilemeyen Kararlar


Temyiz edilemeyecek kararlar şunlardır (CMK m.286/2):
1. İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarıyla miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
2. ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
3. sulh ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
4. adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin suç niteliğini değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
5. sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarını değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
6. on yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarıyla ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararlarıyla istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları,
7. davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine veya istinaf başvurusunun reddine dair kararlar,
8. yukarıda gösterilen sınırlar içinde kalmak koşuluyla, aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları.


Temyiz Nedeni


Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır (CMK m.288). Temyiz sebebi, ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir (CMK m. 294/2). Bir hukuka aykırılığın aynı zamanda bozma sebebi yapılabilmesi için, kural olarak, o hukuka aykırılığın hükmü etkileyecek nitelikte olması gerekir (CMK m.302/2). Yargıtay hukuka aykırılığın hükmü etkileyecek nitelikte bir aykırılık olup olmadığını inceler. Bu tür hukuka aykırılıklar nispi temyiz nedenleri olarak adlandırılır. Ancak bazı hukuk kurallarına aykırılık vardır ki bu hallerin hükmü etkilediği yasa koyucu tarafından karine olarak kabul edilmiştir. Bu tür hukuka aykırılıklar mutlak temyiz nedenleri olarak da adlandırılır. Bu haller temyiz dilekçesinde ve layihasında gösterilmemiş olsa dahi bu tür hukuka aykırılık hallerini Yargıtay re’sen (kendiliğinden) inceler.


Hukuka kesin aykırılık halleri şunlardır (CMK m.289):
1. Mahkemenin yasaya uygun biçimde kurulmamış olması,
2. hakimlik görevini yapmaktan yasal olarak yasaklanmış hakimin hükme katılması,
3. geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu halde hakimin hükme katılması veya bu istemin yasaya aykırı olarak reddedilip hakimin hükme katılması,
4. mahkemenin yasaya aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi,
5. Cumhuriyet savcısı veya duruşmada yasal olarak mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,
6. duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi,
7. hükmün gerekçesiz olması,
8. hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılmış olması,
9. hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.

 


Temyiz Nedenlerinin Belirtilmesi
 

Yargıtay, sadece temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar (CMK m.301). Bu nedenle temyiz eden, hükmün hangi hukuk kurallarına aykırı olduğunu göstermek zorundadır. Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse, temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Temyiz sanık tarafından yapılmış ise ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza edilerek verilir (CMK m.295). Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir.
 


Temyize Başvuru Süresi ve Temyiz Talebinin Etkisi


Temyiz süresi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gündür. Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar (CMK m.291). Süresi içinde yapılan temyiz başvurusu, hükmün kesinleşmesini engeller. Hüküm, temyiz eden Cumhuriyet savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa, hükmün temyiz edildiğinin bölge adliye mahkemesince öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi gün içinde tebliğ edilir (CMK m.293).
Temyiz süresi kişinin kusuru olmaksızın kaçırılmış ise eski hale getirme mümkündür ve eski hale getirme süresi içinde temyiz süresi işler (CMK m.292).
İstinaf kanunyolundan farklı olarak temyiz kanunyolunda otomatik (re’sen) temyiz mümkün değildir. Davasız yargılama olmaz kuralı, temyiz kanunyolu için sıkı sıkıya uygulanmaktadır.


Temyiz İsteminin Hükmü Veren Bölge Adliye Mahkemesince Değerlendirilmesi


Temyiz istemi, yasal sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin buna hakkı yoksa hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin kararlarına karşı temyizin kanunla tanındığı istisnai hallerde ilk derece mahkemesi bir kararla temyiz istemini reddeder (CMK m.296/1).
Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtay’dan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde, dosya Yargıtay’a gönderilir. Ancak, bu durum hükmün infazını ertelemez (CMK m.296/2).
Temyiz talebi hükmü temyiz edilen bölge adliye mahkemesince reddedilmemişse temyiz istemine ilişkin dilekçenin bir örneği, karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevabını verebilir (CMK m.297/1). Cevap verildikten veya bunun için belirli süre bittikten sonra dava dosyası, bölge adliye mahkemesi başsavcılığı tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir (CMK m.297/2).


Temyiz İsteminin Kabul Edilebilirlik Yönünden Yargıtay Tarafından İncelenmesi ve Temyiz Talebinin Reddi


Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığınca, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen dosya, başsavcılıkça incelenir ve ileri sürülen hukuka aykırılıklara ilişkin başsavcılığın görüşlerine içeren bir tebliğname hazırlanır. Tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine, ilgili dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf, tebliğden itibaren bir hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir (CMK m.297/3).


Temyiz talebi önce usulden incelenir. Dosya kendisine ulaştırılan Yargıtay ceza dairesi,

1) süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını,

2) hükmün temyiz edilemez olduğunu,

3) temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da

4) temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder (CMK m.298).
Yargıtay’ın bir temyiz talebini esastan inceleyebilmesi, hükmün tüm ilgililere tefhim veya tebliğ edilmiş ve temyiz sürelerinin dolmuş olmasına bağlıdır.


Esasın İncelenmesi ve Duruşma


Temyiz talebinin reddini gerektiren nedenlerin bulunmadığı tespit edildiğinde esasın incelenmesine geçilir. Yargıtay incelemesi esas olarak dosya üzerinden yapılır. Ancak istisnaen on yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla yapar. Bu halde duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile haber verilir. Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi; kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir. Sanık, tutuklu ise duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz (CMK m.299/1).


Duruşmadan önce görevlendirilen üye veya tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor, üyelere açıklanır. Üyeler, ayrıca bizzat dosyayı incelerler. Bu hususlar gerçekleştikten sonra duruşma açılır (CMK m.299/2).
Duruşmada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya yerine görevlendirdiği Yargıtay Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafii, katılan ve vekili iddia ve savunmalarını açıklar. Temyizi istemiş olan tarafa önce söz verilir. Her halde son söz sanığındır (CMK m.300).


Temyiz İncelemesi Sonunda Verilecek Karar Türleri


Temyiz talebi esas alınarak karar türleri adlandırıldığında, temyiz talebinin esastan reddedilmesinden ve esastan kabul edilmesinden söz edilebilir. Hükmü temyiz edilen bölge adliye mahkemesi esas alınarak karar türleri adlandırıldığında, bölge adliye mahkemesinin kararının onanmasından veya bozulmasından söz edilebilir.
Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtay’ca hukuka uygun bulunması halinde, temyiz isteminin esastan reddine karar verilir (CMK m.302/1). Uygulamada bu karar türü onama kararı olarak da adlandırılmaktadır. Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararını hukuka uygun bulur.
Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Yasa koyucu, temyiz isteminin esastan kabulüne ilişkin kararı “bozma” kararı olarak adlandırmıştır. Bozma kararı, bölge adliye mahkemesinin kararının hukuka aykırı olduğunu tespit eden bir karar çeşididir. Bozma nedenleri, ilâmda ayrı ayrı gösterilir (CMK m.302/2).
Hüküm temyiz dilekçesinde gösterilen nedenlerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık halleri de ilâmda gösterilir (CMK m.302/3). Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmışsa, bunlar da aynı zamanda bozulur (CMK m.302/4).
Hükmün bozulmasını gerektiren bazı hukuka aykırılıkların tespit edilmesi halinde Yargıtay önce hükmü bozar (CMK m.303/1) sonra düzelterek yeniden kurar (ıslah-iyileştirme kararı).

Hükmün düzeltilerek yeniden kurulmasını gerektiren hukuka aykırılıklar şunlardır (CMK m.303/1):
1. Olayın daha fazla aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunmasının gerekmesi,
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddiasına uygun olarak, sanığa yasada yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasının uygun görülmesi,
3. mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu halde, sadece yasanın madde numarasının yanlış yazılmış olması,
4. hükümden sonra yürürlüğe giren yasa, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma nedeni kabul edilmemiş veya yeni bir yasayla eylem suç olmaktan çıkarılmışsa, ilk durumda daha az bir cezanın hükmolunmasının ve ikinci durumda hiç ceza verilmemesinin gerekmesi,
5. sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirimin yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış olması,
6. artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmış olması,
7. Türk Ceza Yasası m.61’deki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş olması,
8. Harçlar Yasası ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanunu’na göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık bulunması.
Yargıtay örneğin suçun dava zamanaşımına uğraması, af kanunu kapsamında kalması veya bir muhakeme şartının gerçekleşmediğinin ve bundan sonra da gerçekleşmeyeceğinin tespit edilmesi halinde düşme kararı verebilir (CMK m.303/1-a). Yargıtay muhakeme şartlarının gerçekleşmemesi nedeniyle durma kararı veremez.
Yargıtay duruşmalı işlerde hükmünü, CMK m.231’de öngörülen ilk derece mahkemelerinin hükmünü açıklama usulüne göre açıklar. Buna olanak yoksa duruşmanın bitiminden itibaren yedi gün için karar verilir (CMK m.305).
Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu karalarındaki yazıma ilişkin madde hataların düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza dairesi veya Ceza Genel Kurulu’na başvurabilir (CMK Yürürlük K. m.8)
 

Dosyanın Esas Mahkemesine Gönderilmesi


Yargıtay’ca, hakkında red veya ıslah (düzeltme) kararı verilen hükmün dosyası, hükmü veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilir. Bölge adliye mahkemesi, dosyayı Yargıtay’dan geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde gereğinin yapılması için ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına verir (CMK m.304/1).
Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararının bozulmasına hükmetmişse, dosyayı yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderir (CMK m.304/2).
Hüküm, bölge adliye mahkemesinin, hukuka aykırı olarak, kendisini görevli veya yetkili görmesinden dolayı bozulmuşsa, Yargıtay dosyayı görevli veya yetkili mahkemeye gönderir (CMK m.304/3).
İlk derece mahkemesi tarafından doğrudan temyiz yolu açık bulunan hükümlerle ilgili olarak verilen karara ilişkin dosya, hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilir (CMK m.304/4).


Hükmün Bozulmasının Diğer Sanıklara Etkisi


Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar (CMK m.306).


Davaya Yeniden Bakacak Mahkemenin İşlemleri


Yargıtay’dan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK m.307/1).
Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada var olan adreslerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunduğu halde duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanlarının saptanamamış olması, duruşmaya devam edilerek davanın yokluklarında bitirilmesini engellemez. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise veya hüküm sanığın aleyhine bozulmuşsa her halde sanığın dinlenmesi gerekir (CMK m.307/2).
Bölge adliye veya ilk derece mahkemesi Yargıtay’dan verilen bozma kararı üzerine ya duruşma açar ve işlem yapar veya duruşma açmaz. Duruşma açarsa bozmaya uymuş demektir. Bozmadan sonra serbesti kuralı gereğince mahkeme duruşma sonunda ya eski kararını tekrarlar veya tamamen yeni bir karar verir. Mahkemenin eski kararını eski gerekçelerle tekrarladığı halde eylemli direnmeden söz edilir. Bu karar da temyiz edildiğinde bu temyiz talebini Yargıtay Ceza Genel Kurulu inceler ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca verilen kararlara karşı direnilemez (CMK m.307/3). Duruşma sonunda tamamen farklı bir karar veya aynı karar fakat farklı gerekçe söz konusu olursa bu karar temyiz edildiğinde temyiz usulü baştan işler ve incelemeyi ceza dairesi yapar. Bu halde, hüküm sadece sanık tarafından veya onun lehine savcı ya da yasal temsilci veya eş tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz (CMK m.307/4).

Mahkeme bozma kararına duruşma açmadan yani işlem yapmadan (eylemsiz) direnebilir. Bu halde eski karar eski gerekçeyle yeniden tesis edilmiş olur. Bu karar da temyiz edildiğinde artık incelemeyi Ceza Genel Kurulu yapar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca verilen kararlara karşı direnilemez (CMK m.307/3).


Temyiz Kanunyolu ile İstinaf Kanunyolu Arasındaki Farklar


Temyiz kanunyolu denetimi Yargıtay’ca, istinaf kanunyolu denetimi ise bölge adliye mahkemelerince yapılır. Yargıtay tüm ülkede tek iken bölge adliye mahkemeleri bölgelerde kurulduğundan birden fazladır.
Temyiz talebinde bulunan taraflar temyiz dilekçelerinde temyiz sebebi göstermek zorundadır. Yargıtay kural olarak gösterilen temyiz sebepleriyle bağlı bir denetim yapar. İstinafta ise Cumhuriyet savcısı dışındaki süjeler istinaf sebebi göstermek zorunda değildir. Bölge adliye mahkemeleri istinaf nedeni olarak gösterilsin gösterilmesin dosyadaki tüm hukuka aykırılıkları denetler.
Yargıtay tek, bölge adliye mahkemeleri ise birden fazladır.
Bölge adliye mahkemelerinin ağır cezayı içeren bazı hükümleri otomatik olarak temyiz denetimine tabi tutulurken; ilk derece mahkemelerinin tüm kararları davasız yargılama olmaz ilkesi gereğince talep üzerine temyiz denetimine tabi tutulabilir.
Temyiz mahkemesi olan Yargıtay’ın kararlarına karşı bölge adliye mahkemeleri ve doğrudan doğruya kararları temyiz edilebilen ilk derece mahkemeleri direnebilir. Oysa ilk derece mahkemeleri bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı direnemezler.
Temyizde hukuki denetim yapılır. Buna karşılık istinafta hem hukuki hem de maddi vaka denetimi yapılır. Diğer bir söyleyişle istinafta duruşma yapılması ve maddi meselenin yeniden yargılanması mümkündür.
 

 


AÖF Ceza Muhakemesi Eğitim Seti İçin Tıklayınız...