Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 23-01-2014

Sosyal ve Kültürel Sahada Tartışmalar/Gelişmeler Konusu

Sosyal ve Kültürel Sahada Tartışmalar/Gelişmeler Konusu


Bu dönemde iktidar muhalefet tartışmalarının temelinde iş ve işçilerin siyasi ve sosyal hakları konuları yer almaktadır. Hükûmetlerin işçilerin haklarına ve sosyal güvenlik sistemine yönelik söylemleri bir nevi zaman kazanmaya yönelikti.

Grev hakkı tanınacaktı ancak doğru kullanılmalıydı dolayısıyla işçi kesiminin bu hakkı istismarı endişesi söz konusu ediliyordu.
Diğer yandan sosyal yapıyı güçlendirmeyi amaçlayan MBK tarafından adalet, dürüstlük ve demokrasi ilkelerini ayakta tutmak, hür düşünce ve müspet ilim ışığı altında halkın maneviyatını yükseltmek amacıyla partiler üstü bir kültürel örgüt olarak Türk Kültür Derneği 17 Ağustosta kuruldu.

 Hükûmet 30 Ağustosta Halkevlerini bu derneğin yönetimine devretti. Türk Ocaklarından Halkevlerine, Halkevlerinden Türk Kültür Derneğine geçiş, iktidarların kendilerini halka anlatmak ve meşruiyet kazanmak yolundaki çabalarının son ürünü olarak değerlendirilebilir.

 Silahlı ya da silahsız güçlerin meşruiyeti halk desteğinde aramaları Atatürkün kayıtsız şartsız millet egemenliği ilkesinin fiilen hayata geçmiş olmasının göstergesi olarak kabul edilebilir.
MBK başkanı Gürsel kötü niyetle çalışmamak kaydı ile bir sosyalist partinin kurulmasına izin verilebileceğini, bunun ülke için de faydalı olacağını belirtmekteydi.

 

 

yön

Ekonomik şartların düzelmemesi, işten çıkarmaların artmasına tepki gösteren İşçi sendikaları birliğiyle, kanun dışılığa izin verilmeyeceğini belirten sıkıyönetim komutanlığı karşı karşıya gelirken hükûmet önceliğin enflasyon olduğunu açıklayınca işçiler rejimi desteklediklerini bildirerek söz konusu hakları garanti edecek bir düzenlemeye katkı vereceklerin bildirdiler.


İktidar ve muhalefet olarak sağ ve sol diye basitçe ayırabileceğimiz taraflar meselelere tamamen farklı açılardan bakıyorlardı. Nitekim Türkiye İşçi Partisi, hükümetlerin Türkiyede bölge ayrımı yaptıklarını, doğunun gelişmemesi meselesinin Türklük Kürtlük meselesi olmadığını iddia ederken Adalet Partisi ağırlıklı koalisyon hükümetinin Adalet Bakanı 141. ve 142. maddelerin sadece komünizmi değil aynı zamanda Kürtçülük ve ırkçılığı da kontrol altına almak için gerekli olduğunu bildiriyordu
Radikal sol aydınların ilk organize teşebbüsleri olarak Yön Dergisi 150 imzalı bir bildiri ile yayın hayatına başladı.


Ülke meselelerinin tartışılmaya başlandığı ortamda TİP başkanı da düzeni eleştirmeye başlamıştı. Ona göre Birinci Beş Yıllık Plan hedeflerini sosyal adalet bakımından yetersizdi, özel sektöre gereğinden fazla ayrıcalıklar tanınmıştı. Aybar, Ceza Kanununun 141 ve 142. maddelerinin değiştirilmesini talep ediyordu. Zira yabancı dillerden tercüme de dâhil komünizm propagandası yaptığı düşünülen yayınlar söz konusu maddeyle cezalandırılıyorlardı.


24 Temmuz 1963te, askeri hareketten üç yıl sonra Toplu İş Sözleşmesi, Grev, Lokavt ve Sendikalar Kanunu Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bu tarih İşçi Bayramı olarak kabul edildi. Diğer taraftan toprak reformu yüzünden Devlet Planlama Teşkilatıyla hükümetin arası açıldı.


Türkiyede devlet ve toplum hayatının her cephesinde önemli bir rol oynayacak olan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) 1 Mayıs 1964 tarihinde kuruldu. Yazılı basın ise Amerikanın Kıbrıs meselesinde Yunanistan tarafına meyletmesi ve mali ve teknik imkânsızlıklara karşı “başkalarının vermediğini millet yapar” kampanyasını destekleyerek Türk Donanma Cemiyetinin kurulmasına katkı sağladı.


1965 seçimlerinden Adalet Partisinin başarıyla çıkması basında Amerikan aleyhtarı tavırları ön plana çıkarttı ancak üniversite hocalarını ikiye böldü. Nitekim bir kısım üniversite öğretim üyesi Amerikanın Kıbrıs ve Vietnam da takip ettiği politikaları suçladılar.

 Bu hocalar Türkiyenin de dış politikasını değiştirerek bağımsızlık savaşı veren ülkeleri desteklemesini istiyorlardı. Bu talebin karşısında hükümetin uygulamalarını ve mevcut durumu olumlu bularak destekleyen üniversite öğretim üyeleri de vardı.

 Nitekim onlar da Türkiyenin uydu değil, müttefik ülke olduğunu, Türkiyenin üçüncü dünyanın bir parçası olmayacağını vurguluyorlardı. Bütün bu tartışmalar o dönemde çalışma yaşındaki nüfusu askere alan ülkeler içinde ikinci sırada yer alan Türkiyenin, NATO üyelerinin en fakiri ancak ordu büyüklüğü bakımından üçüncü olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.


Bu dönem sosyal hareketlenmelerin hız kazandığı, mahiyet değiştirdiği gelişmelere sahne olacaktır. Nitekim İzmirde tekstil işçileri kendi sendikalarının işverenle yaptığı anlaşmaları kabul etmeyerek greve gidebilmişlerdi. Mevcut sendikaların işçi kesiminin bir kısmının beklentilerini karşılamaması üzerine Devrimci İşçi Sendikaları kuruldu. 12 fiubat taki kuruluşun arkasında Türkİşin grevler hususunda işverenlerin yanında yer alması önemli bir etken olarak sayılabilir.


TİP yöneticileri diğer partilerin kendilerine yönelik komünist suçlamalarına karşın kendilerinin iktidara geldiklerinde demokratik Türk sosyalizmini kuracaklarını açıklıyordu. Düşüncenin yerlileştirilmesi ihtiyacının yöneticiler bazında hissedildiğini gösteren bu durum ülkedeki fikir hayatının gelişimi bakımından önemli bir işaret olarak değerlendirilmelidir.

 TİP başkanı Aybar da sosyalizmin her yere aynı şekilde kopya suretiyle uygulanamayacağının altını çizerek Türkiyede de sosyalizmin “oturdukları yerden kitap okuyarak değil, Türkiyenin gerçeklerini hesaba katarak kurulacağını belirtiyordu.


Türkiye Kömür İşletmeleri işçi meselelerinin daima ön planda olduğu bir merkez olarak dikkat çekmekteydi. İşletme müdürü işçilerin siyasallaştırıldığını, bölgeye asker ve polis gönderilmesi gerektiğini belirten raporu partiler arasında büyük tepki görmüştür.

 22 Eylülde Amerikan üslerinde çalışan Türk işçilerinin grev dalgası başladı. Hükûmet bunları erteleme yoluna gittiyse de Danıştay ertelemeyi kaldırarak grevi başlattı. Bu esnada köylülerin problemleri ve tepkileri de basında yer bulmaya başlamıştır. Nitekim Antalyada toprak kavgası olmuş 57 köylü tutuklanmışlardı.

 

disk

 

İşçi kesiminde de farklı ve etkili eylemler söz konusu olmaya başlamıştı. Artık işçiler kendilerini temsil etmediğine inandıkları sendikaların imzaladığı sözleşmeleri tanımayarak greve gidiyor ve istedikleri şartlarda toplu sözleşmeler imzalıyorlardı.

 Batı Avrupa devletlerinin işçi talebi işte bu ortamda hükümete rahat bir nefes aldırdı. Zira hızla artan işsizlerin sayısı azalacak, bunların gönderecekleri dövizler ise ekonomiye katkı sağlayacaktı.

 

göçtürkler

 

Hükümeti en fazla ve etkili eleştiren Türkiye İşçi Partisi arasında sosyalizm anlayışı yüzünden bölünmeler baş göstermeye başladı. Genel Başkan Aybar anlayışlarının Rus Bolşevizmine benzemediğini Türkiyenin şartlarına göre çözümler ve söylemler geliştireceklerini iddia ederken muhalifleri onun sosyalizme ters düştüğünü iddia etmekteydiler. İşçiler Sümerbanktaki grevi ısrarla sürdürürken Türkİş yetkilileri özel sektörü grevi teşvik etmekle suçlamaktaydı CHP lideri İnönü, fırtınalı bir döneme girildiği için yetkilileri uyarmaktaydı.

 Parti sanayide de imalat yerine montaj ve ambalaj sanayi kurmanın ülkenin kalkınmasında engel teşkil ettiği tenkidini getiriyordu. Hükümetin Anayasal Nizamı Koruma Kanunu çıkarma çabalarına Türkİş de karşı çıkarak kanunun ne düzeni koruyacağını ne de olayları durdurabileceğini dile getiriyordu. Üniversite öğretim üyeleri de tasarının gereksiz olduğu, anayasadaki temel hak ve hürriyetleri sınırladığı yolunda eleştirileri öne çıkarıyorlardı. Aynı çizgide hükümetin TRT kanununu da sadece iktidarın sesini duyurmaya bir vesile olarak görüyorlardı.
1969 Seçimlerinden

sonra sosyal yapıdaki huzursuzlukların ilk işaretini Çorlu da köylülerin işgal ettikleri bir çiftlikten askerî birliklerin yardımıyla çıkarılması veriyordu. Türkiyede toplam nüfusun %1i çalışan nüfusun ise %2 si 19611969 yılları arasında yurt dışına gitmişti.

 Gittikleri yerde uyum problemleri dolayısıyla çok sıkıntı çeken bu insanların gönderdikleri döviz miktarı Türkiyenin 1969 ithalatının %70ini karşılamaktaydı. İçerde ise köyden kente göç bütün hızıyla sürüyordu. Bu işsizliğin daha da artacağının işaretiydi.

Zira yeni iş sahaları açılmadığı gibi mevcutların daha verimli çalıştığını gösteren bir bilgi de yoktu. Büyük şehirlerdeki fabrikalarda da işçiler ücret ve sosyal imkânların iyileştirilmesi için grev yaparken artık polisle hatta askerle karşı karşıya kalıyorlardı.


Bu aşamada Türkiyenin batı ile ilişkileri konusunda farklı bir bakış ve teklif ortaya atıldı. Millî Nizam Partisi Türkiyenin Ortak Pazara girişine tarihi, dinî ve kültürel farklar nedeniyle karşı çıktı. Türk aydınını yıllardır meşgul eden batılılaşma meselesini Partinin başkanı Erbakan farklı bir boyutta tartışmaya açmıştı:

‘Türkiye batıya göre geri, doğuya göre ileriydi. Dolayısıyla batılı ortak pazara bugünkü hâliyle girerse sömürge olacaktır. Türkiye doğulu ülkelerin ortak pazarına girmeli ve lider olmalıydı. Necmeddin Erbakanın bu düşüncesi kendisinin başbakanlığı sırasında Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijeryanın katılımıyla 15 Haziran 1997de kabul edilen İstanbul Deklarasyonu ile hayata geçecektir.

 

siyaset

 

Mecliste kabul edilen Sendikalar Kanunu yeni bir huzursuzluk kaynağı hâline geldi. Üyelerinin en az 1/3ü sigortalı olmayan sendikaların federasyon kurmalarını yasaklayan kanun DİSKi önemli ölçüde etkilemekteydi. İstanbuldaki sendikalar kanunun onaylanması hâlinde kanlı olayların olabileceği tehdidinde bulunuyorlardı.

 Fabrikalarda pasif direnişin başlaması ve hızla yayılması üzerine DİSK ve TİP liderleri işçileri tahrik suçundan tutuklanmışlardı. İşçi ve sendika kesiminin bütün tehditlerine karşın Senato da sendikalar yasasını kabul etti.

 Bu sırada Türkİş ve DİSK’le ilgili olmayan sekiz sendika İstanbul’da Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK)nu kurdular. 23 Haziran 1970 tarihinde kurulan MİSK’in faaliyetleri 1980 Askerî Darbesiyle durduruldu. Bir anlamda işçi yapılanmaları da merkez sağ ve sol olmak üzere üç ana kategoriye bölünmüş oldu.
 

 

 

 

Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi 2 Eğitim Seti İçin Tıklayınız...