Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 10-01-2014

Teknik Gereksinimler Konusu

Teknik Gereksinimler Konusu


Çalışanlar, kendilerini rahat ve konforlu hissettikleri sürece verimli çalışabilirler. Yetersiz aydınlatma, gürültü, az ya da çok ısı ve hava akımı, iş güvenliğinin sağlanamaması, aşırı ve uzun çalışma saatleri, ergonomik koşulların sağlanmaması gibi çalışma performansını etkileyecek kötü çalışma koşulları çalışanların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu yüzden, bürolarda ve diğer çalışma mekanlarında verimli bir çalışma elde edilebilmesinde çalışma ortamı koşullarının önemi çok büyüktür.


Aydınlatma
Algıyı, ruhsal durumu ve davranışı doğrudan etkileyen aydınlatma, iyi görebilmemizi sağlamanın yanı sıra sinir sistemini ve nefes alma, sindirim, hormon salgılama gibi fizyolojik fonksiyonları da etkilemektedir. Dikkat ve yoğunlaşma düzeyi aydınlatma şiddetinin artmasıyla yükselmekte ve iş yapma arzusu artmaktadır. Yapılan işte gözle takip, kontrol gibi görsel görevler ağırlıktaysa aydınlatmanın etkisi daha büyük olmaktadır. Kalite ve miktar olarak istenen standartta ışığın en az enerji kullanarak sağlanması, aydınlatmanın temel amacıdır.
Birçok ülkede işyeri düzenleme kuralları, çalışma ve dinlenme ortamlarının dış dünya ile doğrudan görme ilişkisini sağlayan doğal aydınlatma üzerinde yoğunlaşmaktadır. Doğal aydınlatmada; pencerelerin cephe ve çalışma mekanıyla ilişkisi, ebatları, sabit ya da açılabilir olması gibi faktörler gün ışığının çalışma ortamına alınmasında etkili olmaktadır. Pencereler aracılığıyla dış dünyaya açılan büro mekanları çalışanların dış dünyadan haberdar olma ya da atmosferik hareketlere yönelik bilgi edinme dürtüsünü doğururken gün ışığından yararlanma olanağını da sağlarlar. Şüphesiz bu durum her tür çalışma ortamı için geçerli değildir, hatta bazen çalışma mekanında doğal aydınlatma olması bile tercih edilmeyebilir. Buna karşın, yalnızca yapay aydınlatma yapılan çalışma ortamları ya da doğal aydınlatılan mekanlar içinde yapay aydınlatmalara yer verilen çalışma ortamlarına da sıklıkla rastlanmaktadır.


Çalışma ortamlarının aydınlatılmasında yapılan işin türüne, işin yapılma zamanına ve çalışma alanının büyüklüğüne göre genel aydınlatma, genel aydınlatmayla desteklenen bölgesel aydınlatma ya da yalnızca bölgesel aydınlatma düzenekleri kullanılmaktadır. Bürolar için en elverişli aydınlatma türü, iç mekanı homojen olarak aydınlatan genel aydınlatmadır. Bu tür aydınlatma düzeninde çalışma ortamı ayrı ayrı düşünülmeksizin tüm alan aynı düzeyde ve biçimde aydınlatılmaktadır. Böylece hem yapılan iş kolaylıkla seçilebilmekte hem de çalışma alanının her tarafına düzgün ve homojen olarak dağılan ışınlar ortamdaki donatı ve cihazların konum, şekil ve yapısının kolaylıkla algılanmasını sağlamaktadır. Genel aydınlatma ile desteklenen bölgesel aydınlatma düzeninde ise, çalışma alanları özel olarak aydınlatılmaktadır. Bölgesel aydınlatma, yaygın olarak güçlü bir aydınlatmaya ihtiyaç duyulan çalışma ortamları ve çalışma masalarının üzerinde çalışma yüzeyini doğrudan aydınlatmaya yönelik olarak tercih edilmektedir.


Büro mekanlarında iyi bir aydınlatma sistemine sahip olmak için aşağıdaki özelliklere dikkat edilmesi gerekmektedir:
• aydınlatma şiddeti yeterli olmalı,
• aydınlatma bütün alana eşit yayılmalı,
• ışık yönü ve gölgelemeye dikkat edilmeli,
• ışık yansımalarından kaçınılmalı,
• kullanılan ışığın niteliği uygun olmalı,
• titreşim ve parlaklık değişimlerini engellemek için aydınlatma sabit olmalı,
• bürolarda yansıma ve psikolojik etki açısından uygun renkler seçilmelidir.


Dolayısıyla, aydınlatma türüyle birlikte çalışma mekanında aydınlatma elemanının duvar ve tavana uzaklığı, mekandaki aydınlatma dağılımı, parlama ve yansıma yapan elemanlar mekanın tasarımı açısından önem taşımaktadır. Çalışma mekanlarına ne kadar ışık gerektiği ve nasıl bir aydınlatma yapılacağı konusunda önem taşıyan diğer faktörler ise, yapılan işin türü, çalışma süresi, çalışma alanının geneli ve çalışma yüzeyi olarak sıralanabilir. Şekil 7.6 da gösterilen büro mekanlarında ışık kaynaklarının çalışma birimleriyle ilişkisi çalışma birimlerinin görsel konforu açısından önemlidir.
 

büro mekanları

 

 

Bilgisayarlı çalışma ortamlarında, görsel konfor koşullarını olumsuz olarak etkileyen kamaşma ve yansıma olaylarını en aza indirgeyebilmek amacıyla, tavan aydınlatma elemanlarının pencerelere paralel olarak; bilgisayar monitörlerinin ise pencere düzlemlerine 90o açı oluşturacak şekilde yerleştirilmesi önerilmektedir. Bununla birlikte, belli aralıklarla tavana monte edilerek, büro mekanında homojen bir aydınlık seviyesi oluşturan ışık kaynaklarından ortama yayılan ışınlar bilgisayar ekranlarından yansıma açıları, ideal görsel konfor koşullarının oluşturulması için büyük önem taşımaktadır. Tavana monte edilen aydınlatma armatürlerinden gelen ışınların bilgisayar ekranları üzerinde 45o (30-60°) açı yapması kamaşma, parlama ve yansıma gibi görsel şikayetleri minimuma indirmektedir.
 

Akustik Düzenleme
Gürültü; işitme duyusu ve algıyı olumsuz etkileyen, kişiyi fizyolojik ve psikolojik olarak etkileyen, çalışma performansını düşüren, ortamın huzur ve sakinliğini yok ederek niteliğini değiştiren bir çevre kirliliği türüdür. Bu nedenle, çalışma ortamlarının içinde ya da dışında çalışanın konfor şartlarını etkileyen faktörlerden biridir. Çalışma ortamı bina içinde ya da dışında olsun, her mekanın barındırdığı işlevlerden kaynaklanan, genellikle en az düzeye indirilmeye çalışılsa da kaçınılması mümkün olmayan kabul edilebilir bir gürültü düzeyi bulunmaktadır. Gürültü, bu düzeyin üzerine çıkarsa sözlü haberleşme önemli ölçüde aksamakta ve hata yapma olasılığı da artmaktadır. Bunun sonucu olarak da toplam iş süresi uzamakta, kalite düşmekte ve iş kazaları çoğalmaktadır. Bu nedenle, gürültü kaynakları ve düzeyinin belirlenmesi, çalışan üzerindeki etkileri ve çalışanları gürültüden koruma yöntemleri ergonomi kavramı içinde önemli yer tutmaktadır.


Gürültü, yaygın olarak dış kaynaklı gürültü ve yapı içi gürültü olarak iki kaynaktan oluşmaktadır. Dış kaynaklı gürültü genellikle ulaşımdan, sanayiden ve dış mekanda gerçekleşen olaylardan oluşmaktadır. Yapı içi gürültü ise, çalışma mekanının işlevinden, mekanda kullanılan tesisat ve teknik donanım ile insandan kaynaklanmaktadır. Dış kaynaklı gürültü, çevredeki gürültü kaynakları biliniyorsa ve gürültü düzeyi sabitse yapı fiziğinde yapılacak düzenlemelerle en aza indirilir ya da tamamıyla ortadan kaldırılabilir. Gürültü kaynağı bilinmiyor ve düzeyi de sabit değilse dış mekanın yer aldığı çevre için kabul edilen gürültü düzeyine göre yapı fiziği düzenlenir. Her durumda dış kaynaklı gürültünün önlenmesi, yapı kabuğunda, iç mekanda ve/veya dış mekanda yapı elemanlarının ses geçirmezliklerinin artırılması ile sağlanmaktadır.


Yapı içi gürültünün oluştuğu bürolarda akustik konforun sağlanması, çalışanların performansına doğrudan yansımaktadır. Çalışılan mekanda yapılan işin türü, işten kaynaklanan kabul edilebilir düzeydeki gürültü seviyesi, çalışma mekanında kullanılan araç, gereç, tesisat ve teknik donanım ile çalışan kişi sayısına bağlı olarak çalışanlardan kaynaklanan gürültü, çalışan kişilerin sağlığını ve çalışma verimini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu yüzden, büro ortamında ortaya çıkan gürültünün çalışanları etkilemeyecek düzeye indirilmesi ya da tamamen ortadan kaldırılması büronun tasarımıyla doğrudan ilgilidir. Büroda kullanılan donatıların tasarımından tavan ve zemin döşemelerinin tasarlanmasına, mobilya seçiminden sabit ya da bölücü elemanların ses yutma ve yansıtma özelliklerine kadar birçok faktör tasarımda ön plana çıkmakta ve ortamdaki işitme konforunu değiştirebilmektedir. Yünlü, pamuklu, naylon veya plastik esaslı malzemelerle kaplı büro tefriş malzemelerinin sesi yutma ve yansıtma katsayıları farklıdır. Yün ve pamuk esaslı malzemeler diğerlerine göre daha düşük ses yansıtma katsayısına sahip olduklarından ses dalgalarını yutma özellikleri ön plandadır. Zeminde kullanılan halı kaplamalar, döşemede oluşan darbe ve adım seslerini emecekleri için istenmeyen yankılanmaları da ortadan kaldıracaktır. Buna karşın, temizlik kolaylığı açısından PVC esaslı malzemelerin halıların yerine zemin döşemelerinde tercih edilmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla, malzemelerin birbirlerine karşı üstünlük kurma, öne çıkma ya da tercih edilme durumları, aslında malzemelerin teknik özelliklerinin geliştirilmesine, kullanıma ve çevreye en uygun malzemelerin üretilmesi yönünde yapılan araştırma geliştirme çalışmalarını da yönlendirmektedir.


Gürültü, dış kaynaklı ya da yapı içinde oluşsun, çalışanların bundan etkilenmemesi için;
• gürültünün oluşmaması veya düzeyinin azaltılması gerekir. Bir başka ifadeyle, gürültü kaynağında sınırlandırılmalı ya da yok edilmelidir. Bunun için, sessiz çalışan araç gereçler ya da makineler tercih edilmeli, bunların sürekli bakımı yapılmalı, eskiyen parçaları değiştirilmeli ve bunlarla birlikte gürültüsüz iş yöntemleri seçilmelidir.
• gürültünün yayılması önlenmeli, önlenemiyorsa olduğu yerde kalması sağlanmalı, kaynağın bulunduğu alanda gürültünün yükselmesini engelleyen tedbirler alınmalıdır.
• alınacak tedbir ya da koruyucularla gürültünü insan sağlığına zarar vermesi önlenmelidir. Kulaklık ya da tıkaç gibi koruyucular yanında gürültülü çalışma ortamlarında çalışma saatleri azaltılmalı, daha sık dinlenme aralıkları verilmelidir.


Kesintisiz Güç ve Enerji
Çağdaş büro mekanları, teknolojik sistemlerle birlikte bu sistemleri çalıştıran elektrik düzeni ve kablo sistemlerini bünyelerinde barındırmaktadır. Elektronik cihazlara ait kablo sistemleri ve bağlantıları mekanın düzenlenmesinde tasarımı etkileyen önemli faktörlerden biridir. Büro sistemlerinde bina kabuğunun strüktürel yapısı teknik donanımın yerleşimine bir takım olanaklar sunmakla birlikte bazı sınırlamalar da getirmektedir. Geleneksel büro sistemlerinde kat yükseklikleri sınırlı tasarlandığı için yükseltilmiş döşeme ya da asma tavan sistemlerini, dolayısıyla bu sistemlerin içine yerleştirilecek kablolama sistemlerini engellemektedir. Bu durum, kablo sisteminin büro içinde dağılımını etkilemekte, sistemin bütün fiziki yapısının açıktan algılanmasını sağlamakta ve tehlike yaratmaktadır. Estetik açıdan da uygun olmayan bu görüntüler çoklama sistemleri ve uzatma kablolarıyla büro mekanlarında ciddi bir karmaşaya da neden olmaktadır.


Özellikle açık büro düzeninde kablo dağıtım sisteminde yaygın olarak iki yönteme başvurulmaktadır:
• Geleneksel Kablo Dağıtım Sistemi
• Gelişmiş Kablo Dağıtım Sistemi
Geleneksel enerji dağıtım sisteminin; Sabit duvar ve kolon dağıtım sistemi, Döşeme altı dağıtım sistemi, Döşeme içi dağıtım sistemi ve güç kanalı dağıtım sistemi olarak çeşitleri bulunmaktadır. Teknolojik donanım kullanımının yaygın olduğu bürolarda da enerji dağıtım sistemlerinde yaşanan gelişmeler geleneksel sistemlerde yaşanan problemleri ortadan kaldırarak güvenli ve estetik yaklaşımları kullanıma sunmaktadır. Büro ortamında kullanılan elektronik donanımların sayısı, türü, dağılımı vb. göre kablo dağıtım sistemleri de farklılaşmaktadır. Hangi sistem tercih edilirse edilsin, tasarım aşamasında verilecek kararlar çözümün planlı olarak büro mekanına yansımasına neden olacaktır. Öngörülmeyen ya da planlanmayan her yeni gereksinim büro mekanında çoklama sistemleri ya da uzatma kabloları ile mekana yansıyacak ve ortamda istenmeyen görüntülere, güvenlik sorunlarına, karmaşaya neden olacaktır.


Güvenlik Önlemleri
Yapıların güvenliği, çalışma mekanını, çalışanları ve çalışanların ortaya koyduğu ürünü/üretimi ya da bilgiyi beklenmedik durumlar (yangın, deprem, hırsızlık, terör vb) karşısında koruma açısından büyük önem taşımaktadır. Ne zaman, nerede ve nasıl gerçekleştirileceği bilinmeyen bu durumlar gerçekleşme boyutuna göre ölümler, yaralanmalar, bina zararları, işyeri ve iş kayıpları, ulaşımın aksaması ve çevresel kirlilikle sonuçlanabilmektedir. Büro binalarının tasarım ölçütleri arasında öngörülmeyen ancak kullanım sırasında karşılaşılabilecek bu durumlara yönelik tasarım ölçütleri bulunmakta ve standart bazı önlemler alınmaktadır. Yapılan çalışmanın türü ve niteliğine bağlı olarak bu standart önlemlerin bina, çalışan veya üretilen değerler için artırılması ya da özel olarak tasarlanması söz konusu olabilir. Bürolarda kullanılan her türlü mekanik, elektrik ve işletme gruplarının erken uyarı sistemi ile donatılması kaçış güvenliği açısından çalışanların güvenliğine doğrudan yansımaktadır.
Günümüz büro yapılarında çalışma ortamı ve işin kendisi çalışanın sağlığı açısından güvenli olmalıdır. Genel olarak güvenliğin sağlanmasında üç güvenlik yönteminden bahsedilebilir:
Doğrudan güvenlik: Güvenlik gereksiniminin planlanıp, binanın tasarımının yapıldığı süreçte tehlikenin başlangıçta ortadan kaldırılmasıdır. Ekonomik yatırım gerektirecek bu süreç için çalışma sistemlerini tasarlayan ve uygulayan deneyimli tasarımcılara gereksinim vardır.
Dolaylı güvenlik: Koruyucu güvenlik önlemleri ile çalışma mekanı, mekandaki donanım ve çalışanın tehlikeyle karşılaşması ya da tehlikeye maruz kalmasının önlenmesidir.

Uyarıcı güvenlik: Doğrudan ve dolaylı güvenliğin tam uygulanamaması nedeniyle tehlikenin uyarıcı levha, işaretlerle belirtilmesi, tehlikeden nasıl kaçınılacağının herkes için kolay anlaşılır yazı ve resimlerle gösterilmesidir.


İklimlendirme
Çalışanların sağlıklı, güvenli ve verimli çalışmalarını doğrudan etkilemesi nedeniyle ortamın sıcaklığı, nemi hava dağılımı, hava temizliğinin arzu edilen koşullarda sağlanması sağlıklı ve fizyolojik gereksinimleri karşılayabilen bir büro mekanı için vazgeçilmez unsurlardır. Dolayısıyla, bürolarda çalışmanın gerçekleşmesi süresince ortamın hava koşullarının değişmesi iklimlendirme sistemlerinin kurulma nedenlerinin başında gelmektedir. İklimlendirmede bu koşullar her zaman sağlanamıyor olsa da bürolarda ısı düzeyinin 21-230C (Santigrat), nem oranının ise %40-60 düzeyinde bulunması çalışma konforu açısından tercih edilmektedir. İklimlendirme ile çalışanlar için yeteri düzeyde temiz hava alınırken, mekandaki zararlı maddelerin emilmesi de sağlanmaktadır. Bürolarda ne kadar havaya gereksinim duyulacağı pek çok faktöre göre değişmekle birlikte bu faktörlerin önemlileri aşağıdaki gibi sıralanmaktadır;
• çalışma ortamının hacmi,
• çalışan kişi sayısı,
• çalışma süresince harcanan oksijen ve verilen karbondioksit miktarı,
• çalışma ortamında havayı kirletici ve ortamı çalışan kişi için rahatsız edici hale dönüştüren zararlı maddelerin cinsi ve miktarı,
• çalışma yöntemlerinin neden olduğu sıcaklık ve nem artışı,
• çalışma dışı faktörlerin neden olduğu kirleticilerdir (sigara, ter, parfüm kokusu vb.).
 

 

 

Büro Teknolojisi Eğitim Seti İçin Tıklayınız...