Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 23-01-2014

Türkiye Ab ve Kıbrıs Konusu

Türkiye  Ab ve Kıbrıs Konusu


Türkiye AB İlişkileri


Batıcılık ilkesi çerçevesinde Batı dünyası kurumlarına üyelik her zaman dış politikasının en önemli önceliklerinden biri olmasına rağmen, Türkiye 1950lerde oluşmaya başlayan ve AETnin (Avrupa Ekonomik Topluluğu) temelini oluşturan Avrupa ekonomik bütünleşmesine başta kayıtsız kalmıştır.

Bunun temel sebepleri; Türkiyenin o dönemde uluslararası örgütlenmelere daha çok güvenlik odaklı bakması, ekonomik yardımlarını ABDden temin etmesi ve Avrupadaki örgütlenmenin başarı şansını düşük görmesiydi. Bu çerçevede, Türkiye 1957 Roma Antlaşmasıyla kurulan AETye üyelik konusunda adım atmadı. Fakat 1950lerin sonlarına doğru ABDden ekonomik yardım alınmasında karşılaşılan zorluklar ve Kıbrıs meselesi sebebiyle ilişkilerde sorun yaşadığı Yunanistanın AETye üyelik başvurusunda bulunması, Türkiyenin fazlaca bir hazırlık yapılmadan AETnin kapısını çalması sonucunu doğurdu.

 Özellikle Yunanistanın AETye başvurusu Türk dış işlerinde büyük bir heyecan yaratmıştı. İki ülke arasındaki rekabette geri planda kalmak istemeyen Ankara hiç vakit kaybetmeden, Atinayı takip ederek, Ağustos 1959da AETye müracaat etti.


Türkiyenin müracaatı AETde memnuniyetle karşılandı. Fakat Eylül 1959da başlayan görüşmelerde Türk tarafının ekonomik yardımlar konusunda hayli talep kâr olması ve hazırlıksızlığı sürecin yavaşlamasına sebep oldu. AETnin Yunanistanla ön görüşme faslından görüşme faslına geçilme kararı alması, Türk tarafında tepki doğurdu.

 Türkiyenin girişimleri sonucunda AET 1960 Mayısıında Türkiye ve Yunanistanla aynı anda görüşmelere başlanması kararını aldı. Fakat 27 Mayıs askerî Darbesi bu kararın uygulanmasını geciktirecekti.


27 Mayıs darbesini gerçekleştiren Millî Birlik Komitesi (MBK), yayımladığı bildiride dış politikada hiçbir değişiklik olmayacağını, Türkiyenin bütün uluslararası yükümlülüklerini yerine getireceğini ilan etmişti.

 Nitekim AET ile ilişkilerin geliştirilmesi ve ortaklığın kurulması yönünde Türkiyenin kararlı olduğu, yeni yönetim tarafından Avrupa başkentlerine iletildi. Avrupa ülkelerinin başta Fransa olmak üzere Türkiyedeki askerî yönetimden rahatsızlık duymaları ilişkilerin sürdürülmesine olumsuz etkide bulunduysa da 19611963 döneminde görüşmelere devam edildi. Sonunda iki taraf arasında 12 Eylül 1963te Ankarada bir Ortaklık Anlaşması imzalandı.


1964 yılında yürürlüğe giren ve Türkiye ile AET / AB arasındaki ilişkilerin temel belgesi olma niteliğini taşıyan Ankara Anlaşmasıyla Türkiyenin hazırlık, geçiş ve son dönem olarak adlandırılan süreçlerden sonra AETyle gümrük birliğine girmesi öngörülmüştür. Türkiyenin AETye tam üyeliği ise tarafların birbirlerine danışacakları bir konu olarak düzenlenmiş, AET tarafı tam üyelik için Türkiyeye açık kapı bırakmıştır.

 Tam üyelik öncesinde kurulan ortaklık ilişkisi çerçevesinde Türkiye ve AET karşılıklı yükümlülükleri yerine getirme sözü vermişlerdir. Fakat 1970li yıllarda yaşanan küresel gelişmeler, AETnin kabuk değiştirmeye başlaması ve Türkiyede ortaya çıkan ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklar, tarafların karşılıklı olarak bazı yükümlülüklerini yerine getirmelerini geciktirecektir.

 Bu bağlamda Türkiye Ankara Anlaşmasına ek protokolden (1973te yürürlüğe giren Katma Protokol) kaynaklanan, AET ülkelerinin ticari ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin belli bir süre içinde sıfırlanması yükümlülüğünü yerine getiremeyecek, Katma Protokolü 1978de askıya alacaktır.

 Dahası, bu alandaki en büyük rakip olarak görülen Yunanistan, AETye tam üyelik başvurusu yaparken davet edildiği hâlde Türkiye üyelik için başvurmayacak, Yunanistanın 1981de AETye tam üye olmasıyla birlikte de Türkiye için işler çok daha zorlaşacaktır.
 

 

 

Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi 2 Eğitim Seti İçin Tıklayınız...