Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 23-01-2014

Yedinci Plan Döneminin Değerlendirilmesi (1996 2000) Konusu

Yedinci Plan Döneminin Değerlendirilmesi (1996 2000) Konusu


Türkiye sanki değişmez kaderiymiş gibi “Yedinci Plan” döneminde de siyasal, sosyal ve ekonomik dalgalanmalar yaşadı. Planın son yılı olan 2000 yılında, üç yıllık “İstikrar Programı”nın birinci yılı olarak yürürlüğe konan kararların olumlu ve olumsuz gelişmeleri yaşandı.

Yine iki bin yılı ile “Gümrük Birliği” uygulamalarının beşinci yılı tamamlanmış oldu. Hükûmet 19962000 döneminde meydana gelen gelişmeleri dikkate alarak 2001 yılında yürürlüğe girecek şekilde “Sekizinci Plan”ı hazırlayıp TBMMnin onayına sundu.


Türkiye ekonomisinin 20. yüzyılın sonunda ulaştığı düzeyi ve karşı karşıya bulunduğu sosyoekonomik sorunları anlamak için aşağıda düzenlenen tabloda yer alan “makro göstergeler” e bakmamız gerekecektir.
 

 

türkiye

 

Türkiye 1960 lı yılların başından bu yana uyguladığı beş yıllık kalkınma planları ve “istikrar programları” ile istikrar içinde büyüme sürecini yakalamaya çalışmaktadır.

Ancak Yedinci Plan döneminin göstergelerine baktığımızda Türkiyenin gelecek beş yıllarda da bu istikrarı yakalamaya yönelik çalışmalarını yoğun biçimde sürdürmesi gerektiği görülmektedir.
Yedinci Plan döneminde içten ve dıştan kaynaklanan olumsuz gelişmeler nedeniyle öngörülen yıllık ortalama büyüme hızına ulaşılamadığı gibi 1999 yılında %6,4 oranında ekonomide gerileme olmuştur.


Ülkede fiyat istikrarını sağlama yönünde yürütülen mücadele sadece 2000 yılında olumlu sonuç vermiş ve enflasyon uzun yıllar sonra 1987 yılı düzeyine indirilmiştir

.
Ancak fiyatları aşağıya çekmeyi sağlamada araç olarak kullanılan “kur çapası” veya kur politikası dış ekonomik ilişkilerde dengeleri altüst etmiştir. Zira 2000 yılında ülke ekonomi tarihinin en büyük “dış ticaret” ve “cari işlemler” açığı ortaya çıkmış ve ülke daha çok dış borç aramak zorunda kalmıştır.


Oysa Türkiye Ocak 1996da yürürlüğe giren Gümrük Birliği Antlaşması çerçevesinde Avrupa Birliğine yönelik ihracatında özellikle tekstil ve hazır giyimde, bir “patlama” olacağı beklentisi içindeydi.

 Tam tersine AB ülkelerinden yapılan toplam ithalatımızda büyük artış olmuş ve Avrupa malları büyük mağazaları doldurmuştur. Son beş yılda AB ile mal ticaretimizde her yıl ortalama 11 milyar dolar üzerinden toplam 55 milyar dolar açık verilmiştir. Ayrıca anlaşma gereği olarak kaldırılan gümrük vergilerinin yol açtığı önemli vergi kaybı olmuştur.

Türkiyenin ABden beklediği telafi edici mali yardımlar gelmediği gibi öngörülen yabancı sermaye girişi de artmamış, azalmıştır. Buna karşılık büyük mağazacılık firmaları büyük kentlerin tüketim malları ticaretini ele geçirerek, Türkiyeyi ABnin 6. büyük pazarı hâline getirmişlerdir. Kısacası “Gümrük Birliği”nin ilk beş yıl içindeki işleyişi Türkiyeye yarar yerine zarar getirmiştir.


Türkiye XXI. yüzyıla Avrupa Birliği tam üyeliğine aday ülke olarak girerken, üç temel iktisadi sorunu çözememenin veya aşamamanın ciddi sıkıntılarını yaşamaktadır. Bunlar, “enflasyonu tek haneli rakama indirmek”, “kamu finansman dengesini sağlamak” ve “cari işlemler açığını kontrol altına almak”tır. Türkiye siyasal istikrar yanında ekonomik istikrarı sağladığı oranda, AB nezdinde veya uluslararası düzeyde saygın bir ülke durumuna gelebilecektir.

 

 

Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi 2 Eğitim Seti İçin Tıklayınız...