Açıköğretim Adalet
Adalet 1. Yarıyıl Dersleri
Adalet 2. Yarıyıl Dersleri
Adalet 3. Yarıyıl Dersleri
Adalet 4. Yarıyıl Dersleri
Eğitim Setleri
Eğitim Videoları
İçerik Tarihi: 23-01-2014

Yirminci Yüzyılın Sonunda Türkiye Konusu

 Yirminci Yüzyılın Sonunda Türkiye Konusu


1980de yaklaşık 45 milyon olan ülke nüfusunun 75 milyona ulaştığı günümüzde dünya ortalamalarına göre hızla artan temel ihtiyaçların planlı bir şekilde karşılanamamasından doğan sosyal, ekonomik, kültürel ve politik sorunların en üst düzeye ulaştığı bir dönemi kapsamaktadır.

 

 Hemen her iktidar döneminde ağırlıklı olarak yeni kadrolar açılarak devlet memuru sayısının ihtiyacın birkaç misline çıkarılmasına karşın yeterli iş sahaları ve üretim sektörüne yeterli kaynak ve eleman aktaramamaktan kaynaklanan sıkıntılar kitleleri ümitsizliğe sevk edecek boyutlara erişmiştir.

 

 21. yüzyıla girerken şehirleşme önemli oranda artmış olmasına karşın, köyden şehre göçün yarattığı problemler planlı bir şekilde ele alınamamış, özellikle büyük şehirlerin varoşlarında gecekondu mahalleleri oluşmuştu. Hayat standardı ve anlayışı bakımından merkezden neredeyse tamamen ayrı kategorileri ortaya çıkaran bu yapı sosyal barışı tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır.


Burada altı çizilmesi gereken husus geçinebilmek, daha iyi ve rahat bir yaşam kurmak amacıyla hızla büyük şehirlere akan kitlelerin kırsal alandaki yaşam şeklini, anlayış ve davranış kalıplarını da şehirlere neredeyse hiç değiştirmeden taşımış olmalarıdır. Şehirleşmenin, modernleşmenin sadece sayısal ölçekte değerlendirilmesini sorgulamayı gerektiren bu durum Türkiyeye has bir gelişme şekli olarak ortaya çıkmıştır.

 Öyle ki 15 milyona dayanan nüfusu ile İstanbul Avrupanın pek çok ülkesinden fazla nüfusu ile dikkat çekmektedir. Temel altyapı bitirilmediği için de tabiat şartlarının normalin üstüne çıktığı zaman günlük hayatın tamamen aksaması söz konusu olmaktadır. Türkiyede nüfusun çok hızlı ve kontrolsüz bir şekilde yer değiştirmesine bağlı olarak gerçekleşen olayın şehirleşme ve modernleşme değil, şehirlerin kasaba ve köyleşmesi şeklinde değerlendirilmesi yanlış olmayacaktır.


Diğer yandan nitelikli beyinlerin modernleşmiş ülkelere gitmesi engellenemediği gibi üniversite mezunlarının önemli bir kısmı da Avrupa ve Amerikada nitelikli göçmen kabul eden gelişmiş ülkelere gitmenin arayışı içindedirler.


Üniversite sayısının her ile en az bir tane olacak şekilde çoğaltılması öğretim elemanı eksikliğinin giderilememesi yüksek eğitim kurumlarının ve YÖKün yeniden yapılandırılması ihtiyacını ortaya çıkardı. 2000li yılların kaderini bu konuda yapılacak çalışmaların başarısı belirleyecektir.


Türkiye son dönemde izlediği siyaset ile tarihî, kültürel ve dinî bağları bulunan coğrafyadaki ülkelerle yakınlaştı. Bu yakınlaşmanın ortaya çıkardığı ihtiyaçları karşılayacak donanıma sahip kadroların oluşturulmasında önceki yılların ihmali giderilmeye çalışılıyor.

Bu coğrafya ile ilişkilerde olumlu yönler kadar bu coğrafyada Osmanlıdan sonra hâkim olan sömürgeci anlayışların yerleştirdiği fikirlerin Osmanlı ve Türke karşı kuvvetli bir ön yargı oluşturduğu dikkatten kaçırılmamalı ve politikalar ona göre geliştirilmelidir.


Eğitime ayrılan bütçenin kademeli artması yanında ARGE harcamalarına ayrılan kaynağın çoğalması ilmî araştırmaların çoğalmasına son derece önemli katkı sağlamaktadır. Çalışmaların sosyal ve kültürel alanlara ağırlık verilerek sürdürülmesi elde edilen başarıların kalıcı olması ve sürdürülebilmesi için temel şarttır. Atatürkün haraseti fikriye zeminle mütenasiptir, o zemin milletin seciyesidir” sözünü bilim tarihçisi Aydın Sayılı; “Entellektüel kültür akla dayanır.

 Bilime dayalı olan veya bilimden pay alan entelektüel kültür, bilime dayalı olduğu nispetle dil, din ve milliyet sınırlarını aşar, başka bir ifade ile, çeşitli uluslar arasında ortak olmaya ve paylaştırılmaya elverişlidir” diyerek yorumlamaktadır.

 Dolayısıyla çağı yakalamanın; Atatürkün de ifade ettiği çağdaş uygarlıklar düzeyine çıkmanın, dünya milletleri arasındaki yarışmada var olabilmenin temel şartlarından birisinin de bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmalarında ileri gitmek olduğu unutulmamalıdır.

 

 

Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi 2 Eğitim Seti İçin Tıklayınız...